Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
AVİ: Uluyan. Hırlayan.
AVİHTE: f. Asılmış şey, asılı nesne.
AVİJE: f. Has, hâlis, hakiki, temiz.
AVİJGAN: f. Mahremler, yakınlar.
Güzeller, gençler.
AVİL: Yüksek sesle ağlama. Acınma. Feryâd.
Meyletme.
AVİND: f. İlk, evvel, önce.
AVİNE: (Evân. C.) Vakitler, zamanlar, anlar. Devirler.
AVİNETEN: Ara sıra, tesadüfen.
AVİŞE(N): f. Kekik otu.
Sarılma, sıyırarak çıkma. Saldırma.
AVİZ: f. Asılan, asılı bulunan.
AVİZE: f. Lamba, fener, gaz veya mumları havi olarak tavana asılan maden veya billurdan süs eşyası.
AVİZE-İ GÛŞ: Küpe.
İçerisinde 'AVİ' geçenler
AFAT-I SEMAVİYE: Semavi âfetler. Allah tarafından insanları ikaz ve ceza için verilen belâ ve musibetler.
AKAVİL: (Bak: Ekavil)
ALAVÎ: (İlâve. C.) İlâveler, ekler.
ATAVİL: (Atvel. C.) Seçkin kimseler. * Uzun boylular.
AVARIZ-I SEMAVİYE: Delilik, küçüklük, bunaklık, ölüm gibi kesbî ve ihtiyarî olmaksızın insana ârız olan şeyler.
AVİHTE: f. Asılmış şey, asılı nesne.
AVİJE: f. Has, hâlis, hakiki, temiz.
AVİJGAN: f. Mahremler, yakınlar. * Güzeller, gençler.
AVİL: Yüksek sesle ağlama. Acınma. Feryâd. * Meyletme.
AVİND: f. İlk, evvel, önce.
AVİNE: (Evân. C.) Vakitler, zamanlar, anlar. Devirler.
AVİNETEN: Ara sıra, tesadüfen.
AVİŞE(N): f. Kekik otu. * Sarılma, sıyırarak çıkma. Saldırma.
AVİZ: f. Asılan, asılı bulunan.
AVİZE: f. Lamba, fener, gaz veya mumları havi olarak tavana asılan maden veya billurdan süs eşyası.
AVİZE-İ GÛŞ: Küpe.
BAKTERİ TEDAVİSİ: Bazı hastalıkların tedavisinde ölü veya canlı bakterilerin kullanılması ile yapılan tedavi.
BERAHİN-İ KAVİYYE: Sağlam deliller, kuvvetli bürhanlar.
BEYZAVÎ: Vefatı (Hi: 685) Büyük âlim ve müfessirlerdendir. Yazdığı Tefsiri "Beyzavî" ismiyle meşhurdur. Tebriz'de medfundur. (K.S.)
BEYZAVÎ: (Beyzî) Yumurta gibi. Yumurtaya benzer şekil.
BÜNYAN-I KAVÎ: Sağlam bina.
CÂVİD: (Câvidân, câvidâne, câvidânî) f. Sermedî, sonu olmayan, sonsuz, dâimî, lâyemut.
CÂVİDÂNE: f. Câvidân, ebedi, sonsuza âit, sonsuza müteallik.
CEDAVİ: f. Hizmetçi aylığı.
CEDAVİL: (Cedvel. C.) Cedveller. * Su yolları. * Listeler.
DAVİTA: Havuzun dibinde olan balçık. * Çöküklük. * Suyu çok olduğundan elde durmayan sıvı hamur.
DAVİYE: Otsuz çöl.
DEAVİ: (Davâ. C.) Dâvalar, mes'eleler.
DEVAVİN: (Divân. C.) Divânlar, eski şairlerin şiirlerini topladıkları kitablar.
DİL-AVİZ: f. Câzib, çekici, gönle asılan. Gönlü asılı tutan, dilber.
DİVAN-I DEÂVÎ NEZARETİ: Çavuşbaşılığın kaldırıldığı 1836 (Hi: 1252) tarihinde bunun yerine kurulan daire. Fakat 1870 (Hi: 1287) tarihinde Adliye Nezareti'nin teşekkülü üzerine kaldırılmıştır.
DÜRER-İ SEMAVÎ: Aslı vahiy ile gelen, parlak hakikatlı mânalar. Semâvi inciler.
ECRAM-I SEMAVİYE: Gök cisimleri, yıldızlar.
EDİLLE-İ KAVİYYE: Sağlam deliller.
EDYAN-I SEMAVİYE: Allah tarafından gönderilmiş hak dinler.
EFAVİC: (Efvâc. C.) Bölükler, takımlar, kısımlar.
EFAVİK: (Fuvâk. C.) Hıçkırıklar.
EFAVİYE: Yemeklere konulan kokulu baharat.
EKAVİL: (Akvâl. C.) Kaviller, sözler.
EKAVİL-İ BÂTILA: Bâtıl sözler, doğru olmayan sözler.
EKAVİL-İ KÂZİBE: Uydurma ve yalan sözler.
ESAVİD: (Sevâd. C.) Sevadlar, karanlıklar, siyahlıklar.
EŞAVİZ: Halk. Millet. Nâs.
EVAVİN: (İyvan. C.) Büyük salonlar, sofalar, holler. Kasırlar, köşkler.
FAVÎNA: Ud-us salib dedikleri nesne ki iki sınıftır; biri erkek olup uzundur, biri dişidir ki ondan kısa olur ve ikisi de kafasızdır.
FEDAVİYYE: Fedailer. Fedai takımı, serdengeçtiler.
FİRAŞ-I KAVÎ: Fık: Evli kadının firaşı mânâsına gelir bir tabirdir. (Bununla bilâdavet neseb sabit olup, nefy ile neseb nefy olunmayıp, lâkin laan ile nefy olunur.) (O.T.D.S.)
FÜLFÜL-İ TAVİL: Uzun biber.
ÇEŞM-AVİZ: f. Yüz örtüsü, peçe.
GAVÎ: (A, uzun okunur) Çok azgın. Çok sapkın. Yoldan şaşıp azıtan zâlim.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AVİHTE : f. Asılmış şey, asılı nesne.
ÂVÂ' : Şiddet. * Kıtlık, kaht.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...