Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
AVAN: (C.: Uven) Her şeyin orta yaşlısı.
(C.: Avine-Avân) Esir.
Yardımcı, nâsır.
AVAN: Anlar. Zamanlar. Vakitler.
AVAN-I TEKÂMÜL: Tekâmül, olgunlaşma ve terakki zamanları.
AVANE: Uzun hurma ağacı.
AVANİ: Kapkacak, yemek takımları.
"Beni koru, hıfzeyle" meâlinde dua.
AVANS: Fr. İlerideki bir alacağa mahsuben önceden verilen para.
İçerisinde 'AVAN' geçenler
AVAN-I TEKÂMÜL: Tekâmül, olgunlaşma ve terakki zamanları.
AVANE: Uzun hurma ağacı.
AVANİ: Kapkacak, yemek takımları. * "Beni koru, hıfzeyle" meâlinde dua.
AVANS: Fr. İlerideki bir alacağa mahsuben önceden verilen para.
ERGAVAN: Bir kırmızı çiçek. Ercüvân denilen kırmızı çiçekli ağaç.
FİRAVAN: f. Bol, çok, ziyade, aşırı, fazla.
GAVANÎ: (Ganiye. C) Zenginler. * Kadın şarkıcılar.
HAVAN: İçinde çeşitli şeylerin dövülüp ufalandığı ağaç, mâden veya taştan yapılmış çukurca kap. * Tütün kesmekte kullanılan makine. * Başkalarına destek olacak gücü bulunmadığı halde, yardakçılık eden kimse. * Elektrikî bir boşalmanın ısı değerini gösteren âlet. * İçine çukur delikler oyulmuş büyük ağaç kütüğü. (XlX. yy.dan önce bu deliklerin içinde, kara barutun bileşimine giren maddeler tokmak vasıtasıyla dövülerek ufalanırdı.) * Ask: Namlusu çapına oranla kısa olan ve aşırma atış yapmak için kullanılan top cinsinden bir ateşli silâh.
HAVAN: Arslan, esed.
HAVANIK: (Hânkah. C.) Tekkeler.
HAVANİT: (Hânut. C.) Dükkânlar. * Meyhaneler, işrethâneler.
KARAVANA: Bakırdan yayvan yemek kabı. * Kışla, okul, hastahane gibi müesseselerde tevzi edilecek yemeği içine koydukları kap. * İnce ve yassı elmas. * Atışta hedefe vuramama.
KAVANİN: (Kanun. C.) Kanunlar. Devlet idare kaideleri. Şeriatın her bir mes'elesi.
KAVANİN-İ ASKERİYE: Askeri kanunlar.
KAVANİN-İ CEZAİYE: Ceza kanunları.
KAVANİN-İ HADSİYE: Hadse âit düstur ve kanunlar. (Bak: Desâtir)
KAVANİN-İ İLÂHİYE: İlâhî kanunlar. Şeriat. (Bak: Şeriat)
LAVANTA: Çeşitli çiçek ve bitkilerden alınan esanslarla yapılan güzel kokulu sıvı.
PALAVAN: (Pâlâven) f. Süzgeç, helvacı süzgeci.
PARAVAN(A): İtl. Eskiden haremle selâmlığı ayıran ve şimdi de ilk bakışta görülmesi caiz olmıyan yerleri örten perdeler. * Daha ziyade kapıların dışına veya içine konan, katlanır, taşınır tenteneli perde. * Gizleme vasıtası.
ZEHRAVAN: (Zehrâveyn) İki parlak şey. * Kur'an-ı Kerim'de Sure-i Bakara ile Âl-i İmran Surelerine birlikte verilen isim.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AVAN-I TEKÂMÜL : Tekâmül, olgunlaşma ve terakki zamanları.
ÂVÂ' : Şiddet. * Kıtlık, kaht.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...