Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
AVER: f. Averden "getirmek" fiilinin emir köküdür, kelime sonuna getirilerek; yapan, eden, olan, veren, götüren gibi manalara sebeb olur.
AVERD: f. Harp, muhârebe, savaş, cenk.
AVERD-GÂH: f. Muharebe meydanı, savaş alanı.
AVERDE: f. Getirilmiş nakl olunmuş.
AVERDİDE: f. Saldırılmış, hücum edilmiş.
İçerisinde 'AVER' geçenler
ALAVERE: Vapurlara kömür vermek için bordaya kurulan kademeli iskele. * Tulumbanın basıp emme suretiyle işlemesi. * Herc ü merc. Karışıklık, kargaşalık. * Bir şeyin elden ele verilerek veya atılarak aktarılması.
AVERD: f. Harp, muhârebe, savaş, cenk.
AVERD-GÂH: f. Muharebe meydanı, savaş alanı.
AVERDE: f. Getirilmiş nakl olunmuş.
AVERDİDE: f. Saldırılmış, hücum edilmiş.
BAHT-AVER: f. Talihli, şanslı, bahtlı.
BAVER: f. Sağlam. Pek doğru. * Tasdik, inanma. Razı olma.
BENAVER: f. İri, büyük çıban. Kan çıbanı.
BER-AVER: f. Yemiş ağacı.
BERAVERDE: f. İltimas ile korunarak ileri çekilmiş adam. * Seçilmiş, ayrılmış şey. * Yükseğe kaldırılmış.
BEŞARET-ÂVER: Beşaret veren, müjdeci.
BEŞARET-ÂVER: Beşaret veren, müjdeci.
CAN-AVER: Zihayat, canlı, yaşayan. Hayatdar. * Domuz, canavar, hınzır. * Zararlı hayvan.
CAVERS: Buğdaylar arasında biten bir cins sarı darı.
CENGAVER: (C.: Cengâverân ) f. Cenkçi. Yiğit olan. Kahraman. İyi harbeden.
CÛŞ-AVER: f. Coşturucu, coşmaya sebep olucu.
CENK-ÂVER: Harpçi, fedakâr.
DÂD-ÂVER: f. Doğru, adaletli.
DÂVER: Cenab-ı Hakk'ın (C.C.) bir ismidir. * Âdil, insaflı ve doğru olan hükümdar, vezir veya hâkim.
DÂVERÂNE: f. Doğruluk ve adaleti seven bir büyüğe yakışacak tarzda. * Hâkim ve vezirle alâkalı olan.
DÂVERÎ: f. Hâkimlik, hükümdarlık. * Mahkeme ve dâvâ. * Kötü ile iyiyi birbirinden ayırt etme. * Kavga, mücadele.
DEMAR-ÂVER: f. İntikam alan, müntakim. Helâk eden.
DIHK-ÂVER: f. Güldüren, güldürücü.
DİL-ÂVER: f. Yiğit. Cesaretli. Yürekli. * Gönül alıcı.
DİL-ÂVERÂN: (Dil-aver. C.) Dilaverler, yürekliler, yiğitler.
DİL-ÂVER: Gönül alıcı.
FERAH-AVER: f. Sevinç getiren, sevindiren, ferah getiren.
FEYZ-AVER: f. Feyz getiren. Feyiz veren. * Bolluk veren.
GAŞY-ÂVER: f. Baygınlık veren, bayıltan.
GIBTA-ÂVER: f. Gıbta ettiren, imrendiren.
HACALET-ÂVER: f. Utandırıcı. Utanç veren.
HACLET-ÂVER: f. Utanç verici, utandırıcı.
HADŞE-AVER: f. Rahatsızlık veren, insanı sıkıntıya koyan.
HATT-AVER: Sakalları yeni çıkmaya başlayan genç.
HAVER: f. Doğu, şark.
HAVER: Zayıf olmak. * Yumuşak, çukur yer. * Denize suyun akıp döküldüğü yer.
HAVER: Gözün beyazının çok beyaz ve karasının da çok kara olması.
HAVERAN: f. Doğu ile batı. Şark ile garp.
HAVERNAK: Irak'ta bulunan Numân-ı Ekber denen biri tarafından binâ edilmiş olan bir köşk.
HAVERVER: Şey mânasına gelir bir isim.
HEM-AVER: f. Efendileri aynı olan köleler. * Arkadaş, refik.
HEM-AVERD: f. Savaşan iki kişiden herbiri.
HEVL-ÂVER: f. Korkunç, korku getiren, korku veren.
HİCAB-AVER: f. Hicab verici, utandırıcı.
HUDAVER: Sahip, mâlik. * Bey, hâkim, efendi.
HUZUR-AVER: f. Huzur ve rahatlık verici, sükunet veren.
HÜSN-AVER: f. Güzelliği çoğaltan. Güzellik veren.
HÜZN-AVER: f. Keder veren. Gam veren. Hüzün verici.
IZTIRAB-ÂVER: f. Iztırab veren, elem çektiren.
KELÂL-ÂVER: f. Yorgunluk ve bıkkınlık veren. Sıkıcı, yorucu.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AVERD : f. Harp, muhârebe, savaş, cenk.
AVEMEN : Deve veya at gidişi. * Yüzme.
ÂVÂ' : Şiddet. * Kıtlık, kaht.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...