| Kelime | Anlam |
|---|
| AVL: | Feryat, sıkıntı sebebi. Acınma. |
| AVLAK: | yun. Dere. Vadi, su cedveli. |
| AVLE: | Bağırma, feryat. |
| İçerisinde 'AVL' geçenler |
|---|
| ALÂ-KAVLİN: | Bir kavle göre. Bir rivâyete nazaran. |
| ALE-L-KAVL: | Birinin sözüne, iddiasına göre. |
| AVLAK: | yun. Dere. Vadi, su cedveli. |
| AVLE: | Bağırma, feryat. |
| BE-KAVL: | f. Sözüne göre, dediğine göre. |
| DAVLUMBAZ: | Çarkları yandan olan vapurlarda çarkların döndükleri yerleri örtmek için vapurun iki tarafında bulunan iki büyük yarım daire. |
| DUÂ-YI KAVLÎ: | Sözle yapılan dua ki bildiğimiz meşhur duâlardır. |
| GAVL: | (C: Gavâyil) Helâk etmek. * Kin tutmak. * Çok miktar toprak. * Feyizden uzaklık. |
| HAVELAN-ÜL HAVL: | Senenin geçmesi. Senenin değişmesi. |
| HAVL: | Güç. Kuvvet. * Muhit, etraf. * Yıl, sene. * Tahavvül, inkılâb. * Geçmek. * Bir hâlden bir hâle dönmek. * Rücu etmek. * Sıçramak. * Hile. |
| HAVL-İ HAVELÂN: | Zekâtın lüzumu için; bir mal üzerinden, bir sene geçmiş olması. |
| HAVLA': | Gözü şaşı olan kadın. (Müz: Ahvel) |
| HAVLE (HAVÂL): | Çok fazla döndürmek veya dönmek. |
| HAVLEKA: | "La havle velâ kuvvete illâ billah" demek. |
| HAVLÎ: | Bir yıllık. |
| İCAZET-İ KAVLİYE: | Bir kimsenin bir şey hakkında "izin verdim" demesi. |
| ISPAVLİ: | Eskiden gemilerde kullanılan bir çeşit kalın sicim. |
| KAVL: | Anlaşma. Sözleşme. * Konuşulan söz. Söz cümlesi. * İtikad, delâlet. * Tarif. * İlham. |
| KAVL-İ LEYYİN: | Yumuşak söz. Sert olmayan söz. Enâniyetli olmayan söz. |
| KAVL-İ MÜCERRED: | Delilsiz söz. |
| KAVL-İ RÂCİH: | Daha makbul ve daha önde olan söz, kanaat, fikir. |
| KAVL-İ RESUL: | Hadis. |
| KAVL-İ ŞÂRİH: | Mânasını açıklayan söz. Şerheden söz. Tarif. Şerhedenin sözü. |
| KAVLEN: | Söyleyerek. Söz ile. Anlaşarak. |
| KAVLÎ: | Sözle alâkalı. Söz niteliğinde. |
| KAVLİYYAT: | Kaviller, kuru lâflar, boş sözler. |
| LÂHAVLE: | (Lâhavle ve lâkuvvete illâ billâhil-aliyyil azim" cümlesinin kısaltılmışı ki, "Kuvvet ve kudret ancak Cenab-ı Allah'tadır." meâlinde olup bir belâ ve tehlike esnasında veya sabrın tükendiğini açıklamak için söylenir. |
| MUHAVVİL-ÜL HAVLİ VE-L AHVÂL: | Havli, kuvveti ve hâlleri değiştiren, başka şekle sokan Cenâb-ı Hak (C.C.) |
| MÜTTEFİK-UL KAVL: | Söz birliği. |
| SADIK-UL KAVL: | Doğru sözlü. |
| SAVL: | Saldırma, atılma. Saldırış, atılış. |
| SAVLEC: | Misk. * Gümüş. |
| SAVLECAN: | (C.: Savâlic) Cirit oynanılan eğri sopa. |
| SAVLET: | Saldırma. Ani ve şiddetli atılış. |
| TAVL: | (Bak: Tul) |
| TAVLA: | Hayvan bağlanan ahır. (San'at Ansiklopedisinde "Tavla" maddesi: "Hayvanların tavlanması yani istirahat edip çalışacak kıvama gelmesi, kuvvet ve tâkat kazanması için beslendiği yer." şeklinde tarif edilmiştir.) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AVLAK : | yun. Dere. Vadi, su cedveli. |
| ÂVÂ' : | Şiddet. * Kıtlık, kaht. |