| Kelime | Anlam |
|---|
| AVVA: | Bir yıldız kümesi. |
| AVVAC: | Fildişi satan. Fildişi işçisi. |
| İçerisinde 'AVVA' geçenler |
|---|
| AVVAC: | Fildişi satan. Fildişi işçisi. |
| GAVVAS: | Çok gayretli. Çalışkan. * Suya dalan. * İnci arayan dalgıç. |
| HAVVA: | Hz. Adem'in (A.S.) muhterem zevcesi, eşi. * Rengi esmere mâil kadın. * Yalancı, kezzab. |
| HAVVAS: | Hurma yaprağı satan kişi. * Hurma yaprağından zenbil yapıp satan kişi. |
| HAVVAT: | Bahadır, çeri, kahraman, öncü. |
| KAVVAD: | Arsız, pezevenk, deyyus, kaltaban, gayretsiz. |
| KAVVAL: | (Kavl. den) Geveze, çok konuşan, çok söyliyen. * Sözü yerinde söyliyen. Lâf ebesi. |
| KAVVAM: | Nezaret ve muhafaza eden kimse. İşlerin mes'uliyetini üzerine alıp iyi idare eden. |
| KAVVAS: | (Kavs. dan) Oklu asker. * Ok imâl eden kimse. Okçu. |
| MUAVVAK: | (Avk. dan) Ta'vik edilip geriye bırakılmış iş. |
| MUFAVVAZ: | Yapılması ısmarlanmış. |
| MUKAVVA: | (Kuvvet. den) Sağlamlaştırılmış, kavileştirilmiş. |
| MUTAVVAK: | (Tavk. dan) Boynu halkalı, zincirli. * Boynuna gerdanlık vs. takılmış. Boynuna halka olan. |
| MUTAVVAKA: | Halka biçimi boynunda tüyler olan güvercin kuşu. |
| RAVVAH: | Rahat ettirmek. (Bak: Ravh)RAVZ : Bahçeler. Ağaçlık ve çimenlik yerler. |
| SAVVAG: | Kuyumcu. |
| SAVVANE: | (C.: Savân) Bir cins çakmak taşı. |
| TAVVAF: | Kâbe'yi ziyaret ve tavaf eden. * Resmî dairelerde gece bekçisi. * Çok tavaf eden. |
| TAVVAFİYYE: | Resmî dairelerdeki gece bekçilerine verilen ücret. |
| TAVVAFE: | Kedi. |
| TAVVAS: | Tas yapan. |
| ZÜBEYR BİN AVVAM (R.A.): | Sahabe-i Kiramdan ve Aşere-i Mübeşşeredendir. Erkeklerin beşincisi olarak onbeş yaşında iken İslâmiyeti kabul etti. Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı muhafaza için ilk kılıç çekenlerdendir. Bütün gazalarda bulunup çok yara aldı. Mısır'ın Fethinde bulundu. Çok zengin olduğu hâlde bütün varını İslâmiyete fedâ etti. Namaz kılarken şehid edildi (Hi: 67). Namazını Hz. Ali (Radıyallahü anh) kıldırdı. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AVVAC : | Fildişi satan. Fildişi işçisi. |
| ÂVÂ' : | Şiddet. * Kıtlık, kaht. |