Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
AYR: (C.: A'yâr) Eşek, himar.
Medine-i Münevvere yakınında bir dağ.
Uzun demir mıh.
İçerisinde 'AYR' geçenler
AHVAL-İ HAYRET-FEZÂ: Hayret verici haller.
ALACA BAYRAK: Tar:Ondördüncü Yeniçeri Bölüğüne verilen ad.
AMÂİR-İ HAYRİYYE: Hayır ve hayrat müesseseleri.
BAYRAK: Devletin belirli alâmetlerini hâvi ve belirli renklerde kare veya dikdörtgen şeklinde yapılmış olan bez. Sancak, alem.
BAYRAKDAR: f. Alemdar, bayrak taşıyan asker. * Bir kabile veya cemaatın başı, reisi.
BAYRAM: Bir dinde mübarek addolunan gün.
BAYRAMİYYE: Hacı Bayram-ı Veli tarafından 14. yüzyılın sonlarında Ankara'da kurulan bir tarikattır.
BİL-HAYR: Uğurlu olarak, hayırla.
BUHAYRA-İ RAHİB: (Bak: Bahira)
BUHAYRE: Göl. Küçük deniz.
BUSAYRÎ: (Şeref-üd-din) (Mi: 1213-1295) Busayr'da doğdu. Meşhur Arap şair ve hattatıdır. "Kaside-i Bürde" sahibidir. Esas ismi "El-Kevakib-üd-Dürriyye fi Medh-i Hayrilberiyye" olan kasidesine; tutulmuş olduğu hastalıktan, rü'yasında Resûlullah'ın hırkasını (bürde) üzerine örtüp şifa bulması sebebiyle "Kaside-i Bürde" ismini vermiştir.
CÂY-I HAYRET: Hayret edilecek yer veya şey.
DUÂ-YI HAYR: Hâyırlı dua, hayır isteyen dua.
ED'İYE-İ HAYRİYE: Hayırlı dualar.
EMVAL-İ GAYR-İ MENKULE: Bir yerden başka yere taşınamıyan, sabit olan mallar. (Dükkan, ev, tarla...gibi.)
ENFAS-I HAYRİYYE: Hayırlı nefesler.
FÂİL-İ HAYR: Hayır işleyen, hayır sahibi.
FAL-İ HAYR: İyi alâmet ve işaret. Uğur.
FART-I GAYRET: Gayrette aşırılık.
GAYR: Diğer, başkası, mâadâ, âher, yabancı. (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
GAYR-I KABİL: Mümkün ve kabil değil, imkânsız. Mümkün olmayan, olamaz.
GAYR-I MAHDUD: Hudutsuz, uçsuz bucaksız, sonsuz.
GAYR-I MAHSUR: Hasrolunmamış. Sınırsız.
GAYR-I MA'KUL: Akıl işi olmayan, aklın kabul etmediği.
GAYR-I MEBZUL: Çok kullanılmayan. Az bulunan şey.
GAYR-I MECZUZ: Devamlı, kesilmeden.
GAYR-I ME'LUF: Alışılmamış, ülfet edilmemiş.
GAYR-I MEMNUN: Devamlı. Kesiksiz. * Minnetsiz, sürekli.
GAYR-I ME'MUL: Umulmadık. Beklenmedik. Birdenbire.
GAYR-I MEN HÜVE LEH: Sâhibinden gayrısı.
GAYR-I MENKUL: Naklolunamayan, taşınamayan (tarla,bağ, ev gibi) mallar.
GAYR-I MER'Î: Görünür olmayan, görünmeyen.
GAYR-I MESKUN: İçinde oturulmayan yer. Kimsesiz yer.
GAYR-I MEŞRU': Allah'ın rızâsına uymayan, şeriat hârici, kanunsuz iş.(Tarık-ı gayr-ı meşru' ile bir maksadı tâkibeden galiben maksudunun zıddı ile ceza görür. -Avrupa muhabbeti gibi.- Gayr-ı meşru' muhabbetin âkıbetinin mükâfatı, mahbubun gaddarane adavetidir. M.)
GAYR-I MEŞ'UR: Duyulmayan, hissedilmeyen. (Bak: Taht-eş şuur)
GAYR-I MUTABIK: Uygun gelmeyen, uymayan.
GAYR-I MUTEMED: Kendine itimad edilmeyen.
GAYR-I MÜEKKEDE: Tekrarlanmamış ve takviye edilmemiş. * Zannî ve kat'î delil ile sâbit olmayıp, Peygamberimizin (A.S.M.) bazan devam buyurdukları iş veya amel.
GAYR-I MÜMKİN: Mümkün olmayan, imkânsız.
GAYR-I MÜNBİT: İyi ve bol yetiştirmeyen. Münbit olmayan.
GAYR-I MÜNFEKK: Bitişik, ayrılmaz.
GAYR-I MÜNİF: Münif olmayan. (Bak: Münif)
GAYR-I MÜNKATI': Devamlı, fasılasız, kesiksiz.
GAYR-I MÜSLİM: Müslüman olmayanlar. İslâmiyete girmeyenler.
GAYR-I MÜSMİR: Verimsiz, faydasız, meyvesiz. (Bak: Desâtir)
GAYR-I MÜTECEZZÎ: Ayrılamayan, bölünemeyen.
GAYR-I MÜTENAHÎ: Sonsuz, nihayet bulmaz, bitmez.(Bir noktayı tam yerinde icad etmek için, bütün kâinatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenahî lâzımdır. Zira, şu kitab-ı kebir-i kâinatın her bir harfinin, bâhusus zihayat her bir harfinin, her bir cümlesine müteveccih birer yüzü, nâzır birer gözü vardır. M.)
GAYR-I ŞUURÎ: Şuursuz, şuurun dışında.
GAYR-I UZVÎ: Cansız. Uzvî olmayan. (İnorganik)
GAYR-I ZARURÎ: Zarurî ve mecburî olmayan.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AY : (Bak: Ayât)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...