Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ÂZİM: | Dudaklarını yumup susan kişi. |
| AZÎM: | Büyük. Yüce. Çok ileri. |
| AZÎM-ÜŞ ŞÂN: | Şânı büyük. Namı çok yüce. |
| AZÎM: | Azimet eden. Gidici. |
| ÂZİM: | Bir yere gitmeğe karar veren. Bir iş hakkında kat'i karar ve niyet sahibi. |
| AZİMAT: | (Azime. C.) Kıtlık yılları. |
| AZİME: | (C.: Azâim) Büyük iş, fevkalâde ve çok mühim iş. Tılsım, efsun, sihir. Sebat. Verilmiş olan kararda kat'ilik. Kasdetmek, yemin etmek. |
| ÂZİME: | Azı dişi. Kıtlık senesi. |
| AZİMET: | Takvâ ile amel etmek. Allah'ın emirlerini en mükemmel ve eksiksiz yapmağa çalışmak. Kesin karar vermek. Yola çıkmak, gitmek. |
| AZİMET-RÂH: | Yola çıkma. |
| İçerisinde 'AZÎM' geçenler | |
| ARŞ-I AZİM: | (Bak: Arş-ı a'zam) |
| ARZ-I TÂZİMÂT: | Karşısındakine büyük bir hürmetle takınılan tavır ve hareket. |
| AZÎM-ÜŞ ŞÂN: | Şânı büyük. Namı çok yüce. |
| AZİMAT: | (Azime. C.) Kıtlık yılları. |
| AZİME: | (C.: Azâim) Büyük iş, fevkalâde ve çok mühim iş. * Tılsım, efsun, sihir. * Sebat. Verilmiş olan kararda kat'ilik. * Kasdetmek, yemin etmek. |
| ÂZİME: | Azı dişi. * Kıtlık senesi. |
| AZİMET: | Takvâ ile amel etmek. Allah'ın emirlerini en mükemmel ve eksiksiz yapmağa çalışmak. * Kesin karar vermek. * Yola çıkmak, gitmek. |
| AZİMET-RÂH: | Yola çıkma. |
| CAZİM: | Kat'i karar veren. * Gr: Cezmedici, cezmeden. Arabça bir kelimenin başına gelen bazı harfler o kelimenin sonunu sâkin okutur, o harfe de "câzim" denir. Meselâ "Lem yezuk" aslında (Yezuku) idi. Başına "lem" harfi geldiğinden " Yezuk" diye sâkin okundu.) |
| CEYŞ-ÜL AZÎM: | Büyük ordu. Binikiyüz kişilik askeri kuvvet. |
| CEYŞ-ÜL AZÎM: | Büyük ordu. Binikiyüz kişilik askeri kuvvet. |
| GAZÎME: | Gazem denilen otun yetiştiği yer. |
| HAZİM: | Basiretli, tedbirli.* Göğüs. Göğüs ortası. |
| HAZÎM: | Sarhoş. İçki içip akli müvazenesini kaybetmiş olan. |
| HAZİM: | Sür'atle kesen. * Çok çabuk yeyip bitiren. * Düşmanı hezimete uğratan. |
| HAZÎM: | Keskin kılıç. |
| HAZİMANE: | f. Tedbirli ve basiretli hareket eden. |
| HULUK-İ AZÎM: | Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) mübarek huyları. |
| HURUF-U CÂZİME: | Cezmeden harfler: lem, lemmâ, lâm-ül-emir, lâ-ün-nâhiye (nehyeden lâ edatı). Şart edatları da câzimdir. (Bak: Câzim) |
| İFADAT-I LÂZİME: | Gerekli ifadeler. |
| KAZİM: | (C.: Kazmân-Kazam) Gümüş. * Yazı yazmada kullanılan beyaz deri. * Davara verdikleri arpa. |
| KAZİME: | (Bak: Kâzıme) |
| MAZÎM: | Mazlum. |
| MÜLAZİMÎN: | (Mülâzımân) (Mülâzım. C.) Stajyerler. Bir yere maaşsız olarak gidip gelenler. * Bir kimseye sarılıp ondan ayrılmayanlar.* Teğmenler. |
| MÜNHAZİM: | (Hazm. dan) Sinen, hazmolunan. |
| MÜTERAZİM: | Üzümle ekmek yemek. |
| NAZİM: | Sıra sıra, dizi dizi olan şey. |
| NİZAMÂT-I LÂZİME: | Lüzumlu, gerekli nizamlar. |
| REDM-İ AZİM: | Zülkarneyn Seddi'nin ismi. |
| ŞERAZİM: | (Şirzime. C.) Küçük ve az olan topluluklar. Küçük cemaatler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| AZÎM-ÜŞ ŞÂN : | Şânı büyük. Namı çok yüce. |
| AZİB : | Susuzluktan yem ve yulaf yemeyen yorgun hayvan. |
| AZA' : | Başa gelen musibete sabretmek. * Bir kimseyi babasına nisbet etmek. |