| Kelime | Anlam |
|---|
| AZİB: | Susuzluktan yem ve yulaf yemeyen yorgun hayvan. |
| AZİB: | Uzak merâ, otlak ve çayır. |
| İçerisinde 'AZİB' geçenler |
|---|
| CAZİB: | Çekici, cazibeli. * Hoş görünüşlü olup dikkati çeken. |
| CAZİBE: | Çekme kuvveti. * Mc: Letafet zamanı. Hüsn-ü cemal.(Hareket harareti, hararet kuvveti, kuvvet câzibeyi tevlid eder gibi bir âdet-i İlâhiyye, bir kanun-u Rabbanidir. Mek.) |
| CAZİBEDAR: | f. Çekici, câzibeli. |
| CAZİBE KANUNU: | Madde âleminde geçerli olan Cenab-ı Hakk'ın tekvini bir kanunudur. Bu kanuna göre iki madde birbirini aralarındaki mesafe ile ters orantılı; kütle ve miktarlarıyla orantılı olarak çeker. |
| DIL'-İ KÂZİB: | Tıb: Göğüs kemiğine dayalı beş adet küçük kaburga kemiği. |
| EKAVİL-İ KÂZİBE: | Uydurma ve yalan sözler. |
| EKAZİB: | Yalanlar, kizbler, yalan ve uydurma sözler, asılsız kelâmlar. |
| ERACİF VE EKÂZİB: | Yalan ve uydurma sözler. |
| FECR-İ KÂZİB: | (Bak: Fecr-i sâdık) |
| HABER-İ KÂZİB: | Yalan haber. |
| İŞAAT-I KÂZİBANE: | Kötü niyetlerle yalan haberler yayma. |
| KÂZİB(E): | Yalancı. Yalan söyleyen. |
| KAZİB: | (C.: Kuzıbân) Ağaç dalı. |
| KAZİB: | Karada ve denizde ticarete hırslı olan kimse. |
| KUVVE-İ CÂZİBE: | Kendine çekici kuvvet. Dünyanın câzibe, yani çekme kuvveti. |
| LAZİB: | Sâbit olan, yapışan. |
| MEAZİB: | (Mi'zab. C.) Oluklar. Su yolları. |
| MECAZİB: | (Meczub. C.) Meczublar. Cezbeye tutulmuş olanlar. |
| MELAZİB: | (Milzâb. C.) Çok tamahkâr ve cimri olanlar. |
| MERAZİBE: | (Merzuban. C.) Serhat beylerbeyi. |
| MEVAİD-İ KÂZİBE: | Yerine getirilmeyen va'dlar. Yapılmayan va'dlar. |
| MEYAZİB: | Oluklar. Su yolları. |
| MÜTECAZİB: | Birbirini çeken, yakınlaştıran. |
| MÜTEHAZİB: | Biribine muvâfık olmak, uygunluk. |
| NEŞRİYÂT-I KÂZİBE: | Yalandan, uydurma sözler. |
| ŞAZİB: | Vatanından başka bir tarafa giden kimse. |
| ŞAZİB: | (C.: Şüzeb) Zayıf, ince belli davar. * Katı yer, sert arazi. |
| ŞÖHRET-İ KÂZİBE: | Geçici şöhret. Yalancı dünyalık, fâni şöhret. Aldatıcı nâm. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AZİDE : | f. Ucu sivri bir aletle delinmiş olan. |
| AZA' : | Başa gelen musibete sabretmek. * Bir kimseyi babasına nisbet etmek. |