| Kelime | Anlam |
|---|
| AZİF: | Sazcı, çalgıcı. |
| AZİFE: | Yaklaşan. Yaklaşmakta olan. Kıyamet. |
| İçerisinde 'AZİF' geçenler |
|---|
| AZİFE: | Yaklaşan. Yaklaşmakta olan. * Kıyamet. |
| HADD-İ KAZİF: | Nâmuslu bir kadına zina isnad edene karşı verilen şer'î ceza. |
| İFA-Yİ VAZİFE: | Görevini yapma, vazifesini yerine getirme. |
| KAZİFE: | Sövdükleri söz. * Attıkları nesne. |
| KAZUF (KAZİF): | Irak, uzak, baid. |
| MAZİF: | Herkese sofrası açık olan ev. Kapısı açık, misafir sever ev. Misafirperver olan hâne. |
| MAZİFE: | İzâfe olunmuş. * Keder, hüzün, tasa, gam. |
| MEAZİF: | Sazlar. Çalgılar. Saz âletleri. |
| NAZİF(E): | Temiz, pâk, nazik. |
| VAZİFE: | Bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş. Yapılması birisine havale edilen şey. Kıymet verilen iş. * Ücret.(Tarîk-ı Hakta çalışan ve mücahede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenab-ı Hakk'a aid vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hataya düşerler.Meşhurdur ki: Bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz'in ordusunu müteaddit defa mağlup eden Celâleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerası ve etbaı ona demişler: "Sen muzaffer olacaksın; Cenab-ı Hak seni galip edecek." O demiş." Ben Allah'ın emriyle cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım, Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmam; muzaffer etmek veya mağlub etmek onun vazifesidir." İşte o zât bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla hârika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.Üstad-ı Mutlak, Mukteda-yı Küll, Rehber-i Ekmel olan Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm $ olan ferman-ı İlâhîyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyade sa'y-ü gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Çünki $ sırrıyla anlamış ki: İnsanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenab-ı Hakk'ın vazifesidir. Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmazdı. L.) |
| VAZİFEDÂR: | (C.: Vazifedârân) f. Vazifeli, görevli. * Memur. |
| VAZİFEHÂR: | (C.: Vazifehârân) f. Ücret alan. |
| VAZİFEŞİNÂS: | f. İşini dikkatle yapan. Vazifesini özenerek, severek yapan. |
| VAZİFETEN: | Vazife ile, vazife olarak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AZİFE : | Yaklaşan. Yaklaşmakta olan. * Kıyamet. |
| AZİB : | Susuzluktan yem ve yulaf yemeyen yorgun hayvan. |
| AZA' : | Başa gelen musibete sabretmek. * Bir kimseyi babasına nisbet etmek. |