Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
AZZ: şiddet.
AZZ: Galib olmak.
Çok yağmur yağmak.
AZZ: (Add) Isırmak. Dişlemek.
AZZ-İ BENÂM: Parmak ısırma.
AZZA': Şiddet ve kıtlık yılı.
AZZE: Aziz ve şânı büyük olsun, büyük ve aziz oldu (meâlinde).
AZZE ENSÂRUH: Yardımı çok olsun. (Bu tabir, padişahlara ait dua yerinde olup eski fermanlarda geçer.)
AZZE VE CELLE: Aziz ve Celâl olsun, oldu... (meâlinde, Cenab-ı Hakkın isminden sonra hürmet maksadı ile söylenir.)
AZZET: Geyik buzağısı.
İçerisinde 'AZZ' geçenler
AHAZZ: Pek bahtiyar, mes'ud, şanslı, mutlu.
AZZ-İ BENÂM: Parmak ısırma.
AZZA': Şiddet ve kıtlık yılı.
AZZE: Aziz ve şânı büyük olsun, büyük ve aziz oldu (meâlinde).
AZZE ENSÂRUH: Yardımı çok olsun. (Bu tabir, padişahlara ait dua yerinde olup eski fermanlarda geçer.)
AZZE VE CELLE: Aziz ve Celâl olsun, oldu... (meâlinde, Cenab-ı Hakkın isminden sonra hürmet maksadı ile söylenir.)
AZZET: Geyik buzağısı.
CAZZ: Semiz,iri gövdeli adam.
DÜVEL-İ MUAZZAMA: f. Büyük devletler. Düvel-i muazzama-i İslâmiyye gibi.
EAZZ: Galip. * Daha aziz, daha şerefli, en şerefli, azizler.
EAZZ-İ AHİBBÂ: Dostların en azizi.
EKAZZ: Yeleksiz ok.
FAZZ: Kaba ve kötü huylu olan kimse. * Karın suyu, mide suyu.
FAZZ: Kırmak. Dağıtmak. * Fethetmek, açmak.
GAZZ: (Gadd) Utancından dolayı önüne bakmak. * Bir şeyin miktarını eksiltmek. * Hurmanın tomurcuğu. * Zerafet sâhibi. * Yeni buzağı.
GAZZAL: Eğrilen iplik.
GAZZE: Şam'ın doğusunda bir yerin adı. (Resullulah Efendimizin ceddi Hâşim'in kabri ordadır.)
HARAC-I MUVAZZAF: Tar: Arazi üzerine her dönüm başına senevi maktuan muayyen bir miktar meblağ olarak alınacak bir vergidir. Buna "harac-ı vazife" adı da verilir. Bu vergi, zimmete taalluk eder ve araziden yalnız bilfi'l intifa edilmekle değil, intifaa temekkün ile de tahakkuk eder. Binaenaleyh, böyle bir araziyi sahibi kasden muattal bırakacak olsa, vergisini yine vermek mecburiyetindedir. (O.T. D.S.)
HAZZ: Sevinç duyma. Hoşlanma. Zevklenme. Saadet. Tali'. Nasib. Nimet ve süruru mucib şey.
HAZZ: Kesme. Kısaltma. * Kazmak. * Yırtmak. * Silmek.
HAZZ: Hafif gövdeli. * Bir cins ot.
HAZZ: (C.: Huzuz) Deniz koyunu. (denizde olur) * "Vurmak" mânâsına masdar. * Duvar üstüne direk koymak.
HAZZ: Kandırmak.
HAZZ: Yün.
HAZZA': Nâlin yapıcı, nalcı.
HAZZAF: Çanak çömlek yapan veya satan.
HAZZAL: Ehline ve ailesine sarfedecek birşey bulamayan fakir.
HAZZETMEK: Hoşlanmak, zevk ve lezzet almak.
KAZZ: Büyük taş. * Topraklı olan. * Topluluk, cemaat.
KAZZ: Bükülmüş ibrişim. Ham ipek. * Sıçramak. * Irak olmak, uzak olmak.
KAZZ: Okun yeleğini kesmek. * Yalnız, tek, ferd.
KAZZABE: Çok keskin.
KAZZAFE: Sapan.
KAZZAN: Pire.
KAZZAZ: İpekçi. İpek yapan veya satan kimse.
KAZZE: (C.: Kuzâ) Su üstündeki çörçöp. * Göze düşen çöp. * Gözün çapağı.
LAZZ: Devamlı yağan yağmur. * Men'etmek, engel olmak.
MAHAZZ: Kat'edecek, kesecek yer.
MAKAZZ: Başın arka tarafından iki kulağın arası.
MAZZ: Nar.
MAZZ: Gönlün gamdan ve tasadan yanması. * İkrar etmek, kabul etmek, açıktan söylemek.
MELAZZ: Yalancı, kezzab. (Melzuz. C.) Leziz nesneler, lezzetli şeyler.
MİRAZZA: Harmanı sürecek döven.
MUAZZAM: Büyük, iri, cesim, mükerrem, mübeccel, koskoca.
MUAZZAMÂT: Büyük ve ağır işler. Muazzam şeyler.
MUAZZEB: Eziyet çeken, azap içinde bulunan. Sıkıntıda kalan.
MUAZZEF: Nefsin arzularını terkeden, zühd sâhibi.
MUAZZEL: Ayıplanmış, ta'zil edilmiş. Azarlanmış, paylanmış.
MUAZZEZ: Çok aziz. Muhterem. Çok sevgili, kıymettâr, izzetlendirilmiş.
MUAZZEZEN: İzzet ve ikram ile, ikram olunarak, ağırlanarak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AZZ-İ BENÂM : Parmak ısırma.
AZA' : Başa gelen musibete sabretmek. * Bir kimseyi babasına nisbet etmek.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...