| Kelime | Anlam |
|---|
| AZZE: | Aziz ve şânı büyük olsun, büyük ve aziz oldu (meâlinde). |
| AZZE ENSÂRUH: | Yardımı çok olsun. (Bu tabir, padişahlara ait dua yerinde olup eski fermanlarda geçer.) |
| AZZE VE CELLE: | Aziz ve Celâl olsun, oldu... (meâlinde, Cenab-ı Hakkın isminden sonra hürmet maksadı ile söylenir.) |
| AZZET: | Geyik buzağısı. |
| İçerisinde 'AZZE' geçenler |
|---|
| AZZE ENSÂRUH: | Yardımı çok olsun. (Bu tabir, padişahlara ait dua yerinde olup eski fermanlarda geçer.) |
| AZZE VE CELLE: | Aziz ve Celâl olsun, oldu... (meâlinde, Cenab-ı Hakkın isminden sonra hürmet maksadı ile söylenir.) |
| AZZET: | Geyik buzağısı. |
| GAZZE: | Şam'ın doğusunda bir yerin adı. (Resullulah Efendimizin ceddi Hâşim'in kabri ordadır.) |
| HAZZETMEK: | Hoşlanmak, zevk ve lezzet almak. |
| KAZZE: | (C.: Kuzâ) Su üstündeki çörçöp. * Göze düşen çöp. * Gözün çapağı. |
| MUAZZEB: | Eziyet çeken, azap içinde bulunan. Sıkıntıda kalan. |
| MUAZZEF: | Nefsin arzularını terkeden, zühd sâhibi. |
| MUAZZEL: | Ayıplanmış, ta'zil edilmiş. Azarlanmış, paylanmış. |
| MUAZZEZ: | Çok aziz. Muhterem. Çok sevgili, kıymettâr, izzetlendirilmiş. |
| MUAZZEZEN: | İzzet ve ikram ile, ikram olunarak, ağırlanarak. |
| MUKAZZEZ: | Heyeti hafif olan kimse. |
| MÜNGAZZEN: | Zindeliği kalmamış olarak. |
| RAZZE: | (Razz. dan) Ezen, ezici. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AZZE ENSÂRUH : | Yardımı çok olsun. (Bu tabir, padişahlara ait dua yerinde olup eski fermanlarda geçer.) |
| AZZ : | şiddet. |
| AZA' : | Başa gelen musibete sabretmek. * Bir kimseyi babasına nisbet etmek. |