Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
BÂD: f. Yel. Rüzgâr. Soluk. Nefes.
BÂD-I BERÎN: Sabah rüzgârı.
Lâtif hava.
BÂD-I CEM: Hz. Süleyman Peygamberin hükmettiği yel, rüzgar.
BÂD-I CENUBÎ: Güney rüzgârı.
BÂD-I HAZÂN: Sonbahar rüzgârı.
BÂD-I HEVÂ: Hevâ ve heves. Eğlence. Bedava. Boş.
BÂD-I PÜRGÛ: Devamlı sesler çıkaran, ıslık çalan rüzgar.
BÂD-I SABÂ: Baharda esen hafif ve hoş rüzgar, seher yeli.
BÂD-I SEMÛM: Çölde, sıcakta gündüz esen sıcak yel. Sam yeli. Zehirli rüzgâr.
BÂD-I SUBH: Sabah rüzgârı.
BÂD-I ŞİMALÎ: f. Kuzey rüzgârı.
Nefes, soluk.
Ah sesi, ah çekme.
Allah'ın inâyeti.
Medih.
Söz.
Büyüklük taslama, kibirlilik.
şarap.
BÂD-I TECELLİ: Tecelli rüzgârı.
Kader.
BÂDÎ: Rüzgâra ait.
Muvakkat. Geçici.
BÂD: f. "Olsun, ola, olaydı" mânasına gelir ve kelimelerin sonuna getirilir. Meselâ: Aferin bâd $ : Aferin olsun. Çok yaşa. Afiyet bâd $ : Afiyet olsun.
BAD': Kesmek. Yarmak.
Suya kanmak.
BAD'A: (C.: Bida') Et parçası.
BADAM: f. Badem.
BADAME: f. İpek kurdu.
Zincir halkası.
Et beni.
Nazarlık.
Süslü şey.
Eski hırka.
BADAŞ: f. Mükâfat.
BAD-BAN: f. Yelken.
Gemi sereni.
BAD-BAZ: f. Yelpaze.
BAD-BEDEST: f. Elinde avucunda birşey bulunmayan. İflas etmiş.
BAD-BER: f. Uçurtma.
Daima kendini methettiği halde elinden bir iş gelmiyen kimse.
BAD-BİZ: f. Yelpaze.
BADD: Az az akmak.
Nazik deri.
BAD-DAR: f. Mağrur, kibirli.
Divane, deli.
İri vücut, şişman.
Hiç bir işle alâkası bulunmayan kişi.
BÂDE: f. şarap, içki. Kadeh. (İçkinin her çeşiti haramdır, büyük günahtır. İnsan sağlığına zararları ilmî bir gerçektir. Aile, cemiyet hayatı ve ahlâk için de yıkıcıdır. İçkiden ve içenlerden uzak durmak gerekir.)
BÂDE-İ İKBAL: İkbal şarabı. Yüksek mevkide bulunmanın verdiği geçici neşe ve keyif.
BAD-EFRA(H): f. Mücazât, ceza.
Bir çeşit fırıldak.
BÂDEKEŞ: İçki içen.
BADEMCİK: Tıb: Boğazın iki tarafında, badem biçimindeki bezler.
BADEN: Semiz, iri gövdeli kimse.
BAD-GÂN: f. Bekçi, gözetici, gözeten.
Hazinedar.
BAD-GÂNE: f. Kafesli pencere.
BAD-GERD: f. Kasırga.
BAD-GÎR: f. Vantilatör.
Baca.
Semaver ve nargilenin başlığı.
BAD-HERZE: f. Büyü, sihirbazlık.
Letâfet, güzellik.
BADİ': Deniz içinde olan ada.
Et.
Deri.
BADİ: f. Geçici.
Havaya veya rüzgâra âit.
BADİ: Sebeb. İllet. Mûcib. Vesile.
Zâhir ve âşikâr olan.
Halkeden. Hâlık. Yaratan.
BADİA: Derisini ve etini yarıp kanatmış olan, fakat kanı çıkmayıp akmayan baş yarası.
BADİH: (Bâdihe) Beklenmedik ziyaret.
Erkek ziyaretçi.
Birden bire gelen ilham.
Ansızın, âniden.
BADİLE: (C.: Bâdil) Koltukla meme arasında olan et.
BADİN: Şişman, bedeni büyük, iri vücutlu.
BADİNC: f. Hindistan cevizi.
BADİNCAN: f. Patlıcan.
BADİR: Hemen yapmak isteyen.
Birdenbire vuku bulan.
Dolunay.
Büyümüş (çocuk).
Olgun (meyva).
BADİRE: Birdenbire meydana gelen hâl. Felâket. Musibet.
Kabahat.
Birden, zahmetsizce söylenen söz.
Kılıcın, namlunun veya her çeşit nebatın ucu.
Zor geçit.
BÂDİYE: f. Kır. Ova.
Sahrâ. Çöl.
BÂDİYET-ÜŞ-ŞAM: Fırat ve Dicle nehirlerinin birleşip denize döküldükleri yerden, batıya doğru uzanan çöl.
İçerisinde 'BÂD' geçenler
AB-I BÂDE-RENG: Kanlı göz yaşı.
ABAD: Ebedler. Sonsuz gelecek zamanlar.
ABAD: f. Mâmur, şen. * Çok dolu.
A'BAD: Köleler.
ABADAN: f. Mâmur, şen. İmâr edilmiş.
ABADÎ: Bayındırlık, mâmurluk, şenlik. * İmar edilmiş olan. * Hindistan'ın Devlet-âbad şehrinde ipekden yapılmış bir yazı kağıdı.
ABÂDİLE: Abdullah isimliler.
ABÂDİLE-İ SEB'A: Meşhur olan yedi Abdullah isimli sahabe-i kiram (R.A.) (Abdullah İbn-i Abbas, Abdullah İbn-i Ömer, Abdullah İbn-i Mes'ud, Abdullah İbn-i Ravâha, Abdullah İbn-i Selam, Abdullah bin Amr bin As, Abdullah bin ebi Evfâ (R.A.) (Asr-ı saadette Abdullah ismiyle anılan ikiyüz yirmi sahabe-i kiram hazerâtı vardı.)
ADEM-ÂBÂD: f. Yokluk. Yokluk alemi.
AHKAR-UL İBÂD: Kulların en hakiri.
ÂKİLET-ÜL EKBÂD: Ciğerler yiyen kadın. * Uhud harbinde şehid olan Hz. Hamza'nın (R.A.) göğsünü yararak ciğerlerini yiyen Ebu Süfyanın karısı Hind.
BÂD-I BERÎN: Sabah rüzgârı. * Lâtif hava.
BÂD-I CEM: Hz. Süleyman Peygamberin hükmettiği yel, rüzgar.
BÂD-I CENUBÎ: Güney rüzgârı.
BÂD-I HAZÂN: Sonbahar rüzgârı.
BÂD-I HEVÂ: Hevâ ve heves. Eğlence. Bedava. Boş.
BÂD-I PÜRGÛ: Devamlı sesler çıkaran, ıslık çalan rüzgar.
BÂD-I SABÂ: Baharda esen hafif ve hoş rüzgar, seher yeli.
BÂD-I SEMÛM: Çölde, sıcakta gündüz esen sıcak yel. Sam yeli. Zehirli rüzgâr.
BÂD-I SUBH: Sabah rüzgârı.
BÂD-I ŞİMALÎ: f. Kuzey rüzgârı. * Nefes, soluk. * Ah sesi, ah çekme. * Allah'ın inâyeti. * Medih. * Söz. * Büyüklük taslama, kibirlilik. * şarap.
BÂD-I TECELLİ: Tecelli rüzgârı. * Kader.
BÂDÎ: Rüzgâra ait. * Muvakkat. Geçici.
BAD': Kesmek. Yarmak. * Suya kanmak.
BAD'A: (C.: Bida') Et parçası.
BADAM: f. Badem.
BADAME: f. İpek kurdu. * Zincir halkası. * Et beni. * Nazarlık. * Süslü şey. * Eski hırka.
BADAŞ: f. Mükâfat.
BAD-BAN: f. Yelken. * Gemi sereni.
BAD-BAZ: f. Yelpaze.
BAD-BEDEST: f. Elinde avucunda birşey bulunmayan. İflas etmiş.
BAD-BER: f. Uçurtma. * Daima kendini methettiği halde elinden bir iş gelmiyen kimse.
BAD-BİZ: f. Yelpaze.
BADD: Az az akmak. * Nazik deri.
BAD-DAR: f. Mağrur, kibirli. * Divane, deli. * İri vücut, şişman. * Hiç bir işle alâkası bulunmayan kişi.
BÂDE: f. şarap, içki. Kadeh. (İçkinin her çeşiti haramdır, büyük günahtır. İnsan sağlığına zararları ilmî bir gerçektir. Aile, cemiyet hayatı ve ahlâk için de yıkıcıdır. İçkiden ve içenlerden uzak durmak gerekir.)
BÂDE-İ İKBAL: İkbal şarabı. Yüksek mevkide bulunmanın verdiği geçici neşe ve keyif.
BAD-EFRA(H): f. Mücazât, ceza. * Bir çeşit fırıldak.
BÂDEKEŞ: İçki içen.
BADEMCİK: Tıb: Boğazın iki tarafında, badem biçimindeki bezler.
BADEN: Semiz, iri gövdeli kimse.
BAD-GÂN: f. Bekçi, gözetici, gözeten. * Hazinedar.
BAD-GÂNE: f. Kafesli pencere.
BAD-GERD: f. Kasırga.
BAD-GÎR: f. Vantilatör. * Baca. * Semaver ve nargilenin başlığı.
BAD-HERZE: f. Büyü, sihirbazlık. * Letâfet, güzellik.
BADİ': Deniz içinde olan ada. * Et. * Deri.
BADİ: f. Geçici. * Havaya veya rüzgâra âit.
BADİ: Sebeb. İllet. Mûcib. Vesile. * Zâhir ve âşikâr olan. * Halkeden. Hâlık. Yaratan.
BADİA: Derisini ve etini yarıp kanatmış olan, fakat kanı çıkmayıp akmayan baş yarası.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
BÂD-I BERÎN : Sabah rüzgârı. * Lâtif hava.
BÂ : Arabçaya göre harfinin okunuşu. Ebced hesabında iki sayısını ifade eder. Mektup ve eski evraklarda Receb ayına işarettir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...