Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BİE: | Yurt, konak. |
| BİET: | Bir menzile konma. Hal, durum, nitelik, keyfiyet. |
| İçerisinde 'BİE' geçenler | |
| BİET: | Bir menzile konma. * Hal, durum, nitelik, keyfiyet. |
| DABİE: | Kişinin çoluk çocuğu. |
| HABÎE: | Görülmemiş, daha henüz keşfedilmemiş. * Göze görülmeyen şey. * Kesilmiş, parça parça olmuş. |
| REBİE: | (C.: Rabâyâ) Gözcülük eden kişi. |
| TA'BİE: | Karıştırmak. * Beslemek, terbiye etmek. * Hazırlamak. |
| TAHBİE: | Gizlemek, saklamak. * Kadını perdeye koyup kimseye göstermemek. |
| TELBİE: | "Lebbeyk" demek. |
| TENBİE: | Haber vermek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BİET : | Bir menzile konma. * Hal, durum, nitelik, keyfiyet. |
| Bİ- : | Başına eklendiği kelimeyi "e" haline getirir. İle, için mânâlarını vererek Farsçadaki "be" edatıyla aynı vazifeyi görür. Harf-i cerdir. Yâni; kendinden sonraki kelimeyi esre ("İ" diye) okutur. Yemin için de kullanılır. |