Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BİKA: | Mercimek. |
| BİKA': | (Buk'a. C.) Ülkeler, memleketler. Topraklar, yerler. |
| İçerisinde 'BİKA' geçenler | |
| BİKA': | (Buk'a. C.) Ülkeler, memleketler. Topraklar, yerler. |
| İNBİKA: | (Bükâ. dan) Ağlama, göz yaşı dökme. |
| MEVBİKAT: | (Mevbik. C.) Korkulu yerler. |
| MUBİKAT: | (Vebk. den) Helâk edici şeyler. Mühlik. |
| MUBİKAT-I SEB'A: | İnsanı felâkete götüren yedi kebâir, yedi büyük günah: Katil, zinâ, şarab içmek, ukuk-ı vâlideyn (yâni; sılâ-yı rahmi terk), kumar oynamak, yalan şâhidliği, dine zarar verecek bid'alara tarafdarlık. (Bak: Kebâir) |
| MUVBİKAT: | (Bak: Mubikat) |
| REBİKA: | İp ile bağlanan davar. |
| TATBİKAN: | Tatbik ederek, uygun yaparak. Fiilen işleyerek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BİKA' : | (Buk'a. C.) Ülkeler, memleketler. Topraklar, yerler. |
| Bİ- : | Başına eklendiği kelimeyi "e" haline getirir. İle, için mânâlarını vererek Farsçadaki "be" edatıyla aynı vazifeyi görür. Harf-i cerdir. Yâni; kendinden sonraki kelimeyi esre ("İ" diye) okutur. Yemin için de kullanılır. |