Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BİNÎ: | f. Burun. (İnsan ve deniz için kullanılır.) Dağ tepesi. Zirve, uç nokta. Yayın ele alınan kısmının ucu. Görürlük, görmeklik. |
| BİNİŞ: | f. Basiret, görüş, görme kabiliyeti. Mülâkat. |
| İçerisinde 'BİNÎ' geçenler | |
| ÂKİBET-BİNÎ: | f. Tedbirlilik, neticeyi önceden görüp düşünme. |
| BEDBİNÎ: | f. Bedbinlik, kötümserlik, ümitsizlik, fenâ görürlük. |
| BİNİŞ: | f. Basiret, görüş, görme kabiliyeti. * Mülâkat. |
| DUR-BİNÎ: | f. İlerisini görürlük, uzağı görmeklik. |
| EB'ÂD-I BÎNİHAYE: | Sonsuz uzaklıklar. |
| ÇEŞM-İ İSTİKBÂL-BİNÎ: | Gelecek zamanı, istikbâli gören göz. Kuvve-i kudsiye ve ferâset ve basiretle ileriyi bilen nazar. |
| HAKK-BÎNÎ: | f. Hakkı görme, hakkı tanıma. |
| HODBİNÎ: | f. Hodbinlik. Kendi menfaat ve lezzetini düşünmek. |
| HURDE-BÎNÎ: | Gözle görülmeyecek derecede küçük. Mikroskopik.(Gözle görülmeyen hurdebinî bir hayvanın ne kadar keskin duyguları var ki, arkadaşının sesini işitir, rızkını görür, gayet hassas ve keskin hisleri vardır. Şu hâl gösteriyor ki; maddenin küçülüp inceleşmesi nisbetinde âsar-ı hayat tezayüd ediyor, nur-u ruh teşeddüd ediyor. Güya madde inceleştikçe, bizim maddiyatımızdan uzaklaştıkça ruh âlemine, hayat âlemine, şuur âlemine yaklaşıyor gibi hararet-i ruh, nur-u hayat daha şiddetli tecelli ediyor. İşte hiç mümkün müdür ki; bu madde perdesinde bu kadar hayat ve şuur ve ruhun tereşşuhatı bulunsun; o perde altında olan âlem-i bâtın ziruh ve zişuurlarla dolu olmasın...S.) |
| KÂM-BİNÎ: | f. Bahtiyarlık, saadet, mutluluk. |
| NOKTA-İ BİNİŞ: | Gözbebeği. |
| PERE-İ BİNÎ: | Burun ucu. |
| TAHLİL-İ HURDEBİNÎ: | Mikroskopla tahlil. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BİNİŞ : | f. Basiret, görüş, görme kabiliyeti. * Mülâkat. |
| BÎN : | f. Kelime sonuna ilâve ile "gören, görücü" mânalarına gelir. Meselâ: |
| Bİ- : | Başına eklendiği kelimeyi "e" haline getirir. İle, için mânâlarını vererek Farsçadaki "be" edatıyla aynı vazifeyi görür. Harf-i cerdir. Yâni; kendinden sonraki kelimeyi esre ("İ" diye) okutur. Yemin için de kullanılır. |