Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BİNA: | f. Gören, görücü. Göz. |
| BİNA': | (C.: Ebniye) Yapı, ev. Yapma, kurma. Gr: Müteaddi, lâzım, meçhul, mütavaat gibi fiillerin esasını mevzu yapan kitab. |
| BİNABERİN: | f. Bunun üzerine, bu sebebe binâen, bundan dolayı. |
| BİNA-DİL: | f. Basiretli. Kalbi hakikatı kavrayan. |
| BİNA EMİNİ: | İnşaatı kontrol eden. |
| BİNÂEN: | ...den dolayı, bu sebepten. Mebni ve müstenid olarak. Dayanarak. |
| BİNÂENALÂHAZA: | Bundan dolayı. Buna binaen. |
| BİNÂENALEYH: | Bunun üzerine, ondan dolayı. |
| BİNAGUŞ: | f. Kulak tozu. Kulak memesi. |
| BİNAVEND: | f. Mâni, engel. |
| BİNA-YI MECHUL: | Fiilde fâilin, öznenin meçhul olması hâli. Meselâ: "Yazmak" fiilinin binâ-yı meçhulü olan "yazıldı" kelimesinde olduğu gibi. Fiilde fâilin belli olması hâlinde de "binâ-yı malûm" denir. "Nuri yazdı" gibi. |
| İçerisinde 'BİNA' geçenler | |
| BEDBİNÂNE: | f. Kötümser şekilde. Ümitsizce, bedbincesine. |
| BİNA': | (C.: Ebniye) Yapı, ev. Yapma, kurma. * Gr: Müteaddi, lâzım, meçhul, mütavaat gibi fiillerin esasını mevzu yapan kitab. |
| BİNABERİN: | f. Bunun üzerine, bu sebebe binâen, bundan dolayı. |
| BİNA-DİL: | f. Basiretli. Kalbi hakikatı kavrayan. |
| BİNA EMİNİ: | İnşaatı kontrol eden. |
| BİNÂEN: | ...den dolayı, bu sebepten. Mebni ve müstenid olarak. Dayanarak. |
| BİNÂENALÂHAZA: | Bundan dolayı. Buna binaen. |
| BİNÂENALEYH: | Bunun üzerine, ondan dolayı. |
| BİNAGUŞ: | f. Kulak tozu. * Kulak memesi. |
| BİNAVEND: | f. Mâni, engel. |
| BİNA-YI MECHUL: | Fiilde fâilin, öznenin meçhul olması hâli. Meselâ: "Yazmak" fiilinin binâ-yı meçhulü olan "yazıldı" kelimesinde olduğu gibi. Fiilde fâilin belli olması hâlinde de "binâ-yı malûm" denir. "Nuri yazdı" gibi. |
| HAKK-BÎNANE: | f. Hakkı tanıyana göre. |
| HURDE-BÎNANE: | İnceden inceye. Kılı kırk yararak. |
| KÂM-BİNAN: | (Kâm-bin. C.) f. Bahtiyarlar, mesutlar, mutlu kimseler. |
| NA-BİNA: | (C.: Na-binayan) Kör, a'mâ, gözleri görmez. Anadan doğma kör. |
| NA-BİNAYAN: | (Na-bina. C.) Gözü görmeyenler, a'mâlar, körler. |
| NA-BİNAYÎ: | f. Körlük, a'mâlık. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BİNA' : | (C.: Ebniye) Yapı, ev. Yapma, kurma. * Gr: Müteaddi, lâzım, meçhul, mütavaat gibi fiillerin esasını mevzu yapan kitab. |
| BÎN : | f. Kelime sonuna ilâve ile "gören, görücü" mânalarına gelir. Meselâ: |
| Bİ- : | Başına eklendiği kelimeyi "e" haline getirir. İle, için mânâlarını vererek Farsçadaki "be" edatıyla aynı vazifeyi görür. Harf-i cerdir. Yâni; kendinden sonraki kelimeyi esre ("İ" diye) okutur. Yemin için de kullanılır. |