Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BİZZ: | Açmak, feth. |
| İçerisinde 'BİZZ' geçenler | |
| HÜSN-Ü BİZZAT: | Kendisi bizzat güzel olan. |
| MUCİB-İ BİZZAT: | İster istemez kendisi işi yapmaya mecbur olan. Serbest ve istediği gibi hareket edemeyen. (Meselâ: Güneş ışığının, güneşin kendi zâtının zaruri neticesi olması gibi.) |
| MÜMTENİ-UN BİZZAT: | (Mümteniatün bizzât) Varlığı, vücudu hiç bir şekilde mümkün olmayan. Zâtı itibariyle imkânsız olan. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BİZA' : | Birisine kaba muamelede bulunma. * Faydasız, boş yaramaz söz. |
| Bİ- : | Başına eklendiği kelimeyi "e" haline getirir. İle, için mânâlarını vererek Farsçadaki "be" edatıyla aynı vazifeyi görür. Harf-i cerdir. Yâni; kendinden sonraki kelimeyi esre ("İ" diye) okutur. Yemin için de kullanılır. |