Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BAHT: | Öz. Hâlis. Saf. Sade. |
| BAHT: | f. Kader. Tâli. Uğur. Alın yazısı. Kısmet. İkbal. Saadet. Lezzet. |
| BAHT-I BÎDÂD: | Kötü şans, insafsız tâlih. |
| BAHTAK: | f. Evvelce savaşlarda başa giyilen demirden yapılmış başlık. Miğfer. |
| BAHT-AVER: | f. Talihli, şanslı, bahtlı. |
| BAHTE: | Semiz, besili koyun. Burulmuş üç yaşında koç. |
| BAHTEK: | f. Uykuda iken ağırlık basma. Fena tâlih, küçük şans. |
| BAHTERÎ: | Salına salına yürüyen, yürüyüşü güzel olan adam. Mağrur, kibirli. Kendini beğenmiş. |
| BAHTİYAR: | f. Bahtlı, talihli, mes'ud, mutlu, şanslı.(Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın. Âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin. Kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin. Selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin. M.)(Bahtiyar odur ki: Kevser-i Kur'anîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için bir buz parçası nev'indeki şahsiyetini ve enaniyetini o havuz içine atıp eritendir. L.) |
| BAHTİYARANE: | f. Bahtiyarcasına, mutlucasına, mesut olana yakışacak şekilde. |
| BAHTİYARÎ: | f. Bahtiyarlık, saadetlilik, mutluluk. İran'da bulunan şöhretli bir kavim. |
| İçerisinde 'BAHT' geçenler | |
| ÂLİ BAHT: | f. Talihli, şanslı, bahtlı. |
| BAHT-I BÎDÂD: | Kötü şans, insafsız tâlih. |
| BAHTAK: | f. Evvelce savaşlarda başa giyilen demirden yapılmış başlık. Miğfer. |
| BAHT-AVER: | f. Talihli, şanslı, bahtlı. |
| BAHTE: | Semiz, besili koyun. * Burulmuş üç yaşında koç. |
| BAHTEK: | f. Uykuda iken ağırlık basma. * Fena tâlih, küçük şans. |
| BAHTERÎ: | Salına salına yürüyen, yürüyüşü güzel olan adam. * Mağrur, kibirli. Kendini beğenmiş. |
| BAHTİYAR: | f. Bahtlı, talihli, mes'ud, mutlu, şanslı.(Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın. Âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin. Kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin. Selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin. M.)(Bahtiyar odur ki: Kevser-i Kur'anîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için bir buz parçası nev'indeki şahsiyetini ve enaniyetini o havuz içine atıp eritendir. L.) |
| BAHTİYARANE: | f. Bahtiyarcasına, mutlucasına, mesut olana yakışacak şekilde. |
| BAHTİYARÎ: | f. Bahtiyarlık, saadetlilik, mutluluk. * İran'da bulunan şöhretli bir kavim. |
| BEDBAHT: | f. Bahtsız, talihsiz, bahtı kara. |
| BÎDAR-BAHT: | f. Mutlu. |
| FİRUZ-BAHT: | f. Şanslı, uğurlu. |
| KEM-BAHT: | f. Tâlihsiz, bahtsız, şansız. |
| MÜTEBAHTIR: | Kibir ve gururla yürüyen. |
| MÜTEBAHTIRÂNE: | f. Kibirle sallana sallana yürüyenler gibi. |
| NİGUNBAHT: | f. Tâlihi ters dönmüş, tâlihsiz, şanssız. |
| NİKBAHT: | (Nîk-baht) f. Bahtlı, tâlihli, şanslı. |
| NİKUBAHT: | f. Bahtı açık. |
| PESTBAHT: | f. Talihsiz. Bahtı fenâ olan. |
| SİYAHBAHT: | f. Tâlihsiz, kara bahtlı. |
| ŞUR-BAHT: | f. Bahtsız, talihsiz. |
| TARİK-BAHT: | f. Bahtı kara, şanssız, tâlihsiz. |
| TEBAHTUR: | Dalgalanmak, dalgalanır olma. * Kibirlenerek yürüme, kibirli kibirli yürüme. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BAHT-I BÎDÂD : | Kötü şans, insafsız tâlih. |
| BAH : | şehvet. |
| BÂ : | Arabçaya göre harfinin okunuşu. Ebced hesabında iki sayısını ifade eder. Mektup ve eski evraklarda Receb ayına işarettir. |