Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
BAN: Dam, çatı.
Sorgun ağacı. Bey söğüdü.
yun. Sevgilinin boyu. Farsçada kelime sonuna gelerek, Türkçedeki "ci, cu" ekleri yerini tutan mânâda kullanılır. Meselâ: Bağban: Bağcı.
BANBU: (Malezya dilinden) Sıcak ve yağışlı bölgelerde yaşıyan bir bitki cinsi. Buğday ailesinden olup ikiyüzden fazla çeşiti vardır.
BANDIRA: İtl. Geminin hangi devlete ait olduğnu gösteren bayrak.
BANDO: Askeri mızıka takımı.
BANEVA: f. Zengin, mal, mülk sahibi.
Meşhur, şöhret bulmuş, ünlü, namdar.
BANG: f. Ses, sadâ, haykırma, bir ağızdan alkış.
BANG-İ NEMAZ: f. Ezan.
BANİ: Kurucu. Yapan. Yapıcı. Yaptırıcı. Binâ eden.
BANKA: İtl. Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlerini gören ticari kuruluş.Faiz dinimizde günahtır. Bankalar dar gelirlilerin paralarını faiz karşılığı toplar, zenginlere daha yüksek faizle verir. Bunlar dar gelirlilerin tasarruf ettikleri paralarla bir iş yeri açar, bir mal üretir ve bu malın fiatına, ödedikleri faizi de ekliyerek paranın asıl sahibine satarlar. Böylece bankada faiz karşılığı para yatıran dar gelirliler, kendi paralarıyla üretilen bu malları satın almakla kendi aldıkları faizden daha fazlasını yani zenginin bankaya ödediği faizi ödemiş olurlar. Hem bankacıyı, hem banka ile iş yapan ticaret erbabını kendi paralarıyla çalışmadan zengin etmiş, fiatlarını yükseltmesine ve dar gelirlilerin zulme uğramasına âlet olmuş olurlar.İslâma uygun olan; iş ortaklığıdır. İş adamı paralarını kullandığı insanları, paraları ölçüsünde işine ortak yapmalı, kârını da zararını da buna göre bölüşmelidir. Böyle olursa hem fiatlar yükselmez, hem de bir kısım insanlar zenginleşirken, diğerleri fakirleşmez.
BANKER: Fr. Çok zengin kimse. Büyük sarraf.
BANKET: Bir otomobili uçtan uca kaplayan ve tek parçadan ibaret olan oturacak yer.
Karayollarında asfaltın her iki yanındaki balastlı kısım.
BANKINOT: (Banknot) ing. Kâğıt para.
BANKİZ: Kutub bölgelerinde deniz suyunun donmasıyla meydana gelen buzların tamamı. Bunlar ençok Kuzey Buz Denizinde görülürler.
BANLİYÖ: Fr. Bir şehrin yakın çevresinde bulunan mahalle ve yerleşme yerleri.
BANT: (Band) Fr. Ensiz, uzun zarf.
BÂNÛ: f. Kadın, hatun, hanım.
Gelin.
Gülsuyu gibi şeylerin şişeleri.
BÂNÛ-Yİ MISIR: Zeliha.
BANÛC: f. Salıncak.
BANYOL: Bu kelime; zindan, hapishâne mânâlarında kullanılırdı. Buraya katiller, hırsızlar ve beylik esirlerin satışa yaramıyanları konurdu.
İçerisinde 'BAN' geçenler
AKHEBAN: Fil, câmus.
AKRUBAN: Erkek akrep.
ALABANDA: İtl. Gemilerde dümeni tam sancağa veya iskeleye kırma, yahut geminin bir tarafındaki toplara ateş etme kumandası. * Mc:Şiddetle kınama ve azarlama.
ANDELİBÂN: f. Andelibler, bülbüller.
ANEBAN: Erkek geyik.
ANKA-MEŞREBANE: Anka meşrebi halinde, kanaat sahibi. Eski edebiyatta kanaat sahiplerine kinaye olarak söylenir.
ASBAN: f. Değirmenci. Değirmen sahibi.
ASBANÎ: f. Değirmencilik.
ASİYÂ-BÂN: f. Değirmenci, değirmen sahibi.
ATBAN: Tek ayak üstüne sıçramak. * Davarın üç ayak üstüne yürümesi.
ATEŞ-ZEBÂN: f. Ateş dilli. Çok dokunaklı söz veya şiir söyleyen.
ANKA-MEŞREBANE: Anka meşrebi halinde, kanaat sahibi. Eski edebiyatta kanaat sahiplerine kinaye olarak söylenir.
ATEŞ-ZEBÂN: f. Ateş dilli. Çok dokunaklı söz veya şiir söyleyen.
BÂC-BÂN: f. Geçiş vergisi tahsildarı. Bac toplayan memur.
BAD-BAN: f. Yelken. * Gemi sereni.
BAG-BAN: f. Bahçıvan, bağcı. Bahçe bekçisi.
BAG-BANÎ: f. Bahçıvanlık, bağcılık. Bağ bekçiliği.
BAJ-BÂN: f. Haraççı, gümrükçü.
BANBU: (Malezya dilinden) Sıcak ve yağışlı bölgelerde yaşıyan bir bitki cinsi. Buğday ailesinden olup ikiyüzden fazla çeşiti vardır.
BANDIRA: İtl. Geminin hangi devlete ait olduğnu gösteren bayrak.
BANDO: Askeri mızıka takımı.
BANEVA: f. Zengin, mal, mülk sahibi. * Meşhur, şöhret bulmuş, ünlü, namdar.
BANG: f. Ses, sadâ, haykırma, bir ağızdan alkış.
BANG-İ NEMAZ: f. Ezan.
BANİ: Kurucu. Yapan. Yapıcı. Yaptırıcı. Binâ eden.
BANKA: İtl. Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlerini gören ticari kuruluş.Faiz dinimizde günahtır. Bankalar dar gelirlilerin paralarını faiz karşılığı toplar, zenginlere daha yüksek faizle verir. Bunlar dar gelirlilerin tasarruf ettikleri paralarla bir iş yeri açar, bir mal üretir ve bu malın fiatına, ödedikleri faizi de ekliyerek paranın asıl sahibine satarlar. Böylece bankada faiz karşılığı para yatıran dar gelirliler, kendi paralarıyla üretilen bu malları satın almakla kendi aldıkları faizden daha fazlasını yani zenginin bankaya ödediği faizi ödemiş olurlar. Hem bankacıyı, hem banka ile iş yapan ticaret erbabını kendi paralarıyla çalışmadan zengin etmiş, fiatlarını yükseltmesine ve dar gelirlilerin zulme uğramasına âlet olmuş olurlar.İslâma uygun olan; iş ortaklığıdır. İş adamı paralarını kullandığı insanları, paraları ölçüsünde işine ortak yapmalı, kârını da zararını da buna göre bölüşmelidir. Böyle olursa hem fiatlar yükselmez, hem de bir kısım insanlar zenginleşirken, diğerleri fakirleşmez.
BANKER: Fr. Çok zengin kimse. Büyük sarraf.
BANKET: Bir otomobili uçtan uca kaplayan ve tek parçadan ibaret olan oturacak yer. * Karayollarında asfaltın her iki yanındaki balastlı kısım.
BANKINOT: (Banknot) ing. Kâğıt para.
BANKİZ: Kutub bölgelerinde deniz suyunun donmasıyla meydana gelen buzların tamamı. Bunlar ençok Kuzey Buz Denizinde görülürler.
BANLİYÖ: Fr. Bir şehrin yakın çevresinde bulunan mahalle ve yerleşme yerleri.
BANT: (Band) Fr. Ensiz, uzun zarf.
BÂNÛ: f. Kadın, hatun, hanım. * Gelin. * Gülsuyu gibi şeylerin şişeleri.
BÂNÛ-Yİ MISIR: Zeliha.
BANÛC: f. Salıncak.
BANYOL: Bu kelime; zindan, hapishâne mânâlarında kullanılırdı. Buraya katiller, hırsızlar ve beylik esirlerin satışa yaramıyanları konurdu.
BÂZ-BAN: f. Kuşçu. Doğancı.
BAZENDE-ZEBAN: f. Boş boğaz, geveze, çok konuşan.
BEBAN: Tarz, yol, üslup, metod.
BED-ZEBAN: f. Kötü söz söyliyen, hicveden. Ağzı pis, ağzı bozuk. * Kötü dil.
BEVVABAN: (Bevvâb. C.) Kapıcılar.
BEYABAN: f. Çöl. Sahra. * İmar olunmamış arazi. * Kır.
BUSTAN-BÂN: f. Bahçıvan.
BÜZ-BAN: f. Keçi çobanı.
CEBAN: Korkak, ürkek.
CEBANET: Korkaklık, ürkeklik. Korkulmayacak şeylerden bile korkmak. (Bak: Sırat-ı müstakim)
CEBBAN: (C.: Cebâbin) Peynirci.
CEBBAN(E): Sahrâ. Bayram namazını kılacak yer. * Mezarlık.
CERBAN: Uyuz hastalığına tutulmuş olan, uyuz.
CİHAN-BÂN: f. Cihanın bekçisi, dünyanın koruyucusu olan. Allah. Hükümdar.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
BANBU : (Malezya dilinden) Sıcak ve yağışlı bölgelerde yaşıyan bir bitki cinsi. Buğday ailesinden olup ikiyüzden fazla çeşiti vardır.
BÂ : Arabçaya göre harfinin okunuşu. Ebced hesabında iki sayısını ifade eder. Mektup ve eski evraklarda Receb ayına işarettir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...