Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
BANİ: Kurucu. Yapan. Yapıcı. Yaptırıcı. Binâ eden.
İçerisinde 'BANİ' geçenler
ASBANÎ: f. Değirmencilik.
BAG-BANÎ: f. Bahçıvanlık, bağcılık. Bağ bekçiliği.
GİRÎBANÎ: f. Bir çeşit gömlek.
GULYABANİ: İnsanı felâkete attığına itikad edilen vahşi bir mahluk ismi.
HAVATIR-I RABBANİYE: Rabbanî telkinler. İlâhî ilhamlar.
İMAM-I RABBANÎ: (Bak: Ahmed-i Farukî)(Silsile-i Nakşi'nin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbanî (R.A.) Mektubat'ında demiş ki: "Hakaik-ı imaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve keramata tercih ederim."Hem demiş ki: "Bütün tariklerin nokta-i müntehası, hakaik-ı imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."Hem demiş ki: "Velâyet üç kısımdır: Biri velâyet-i suğra ki, meşhur velâyettir, biri velâyet-i vusta, biri velâyet-i kübradır. Velâyet-i kübrâ ise; verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden doğrudan doğruya hakikata yol açmaktır."Hem demiş ki: "Tarik-ı Nakşide iki kanad ile sülûk edilir." Yâni: "Hakaik-ı imaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve feraiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa, o yolda gidilmez." Öyle ise tarik-ı Nakşinin üç perdesi var: Birisi ve en birincisi ve en büyüğü: Doğrudan doğruya hakaik-ı imaniyeye hizmettir ki, İmam-ı Rabbanî de (R.A.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir. İkincisi : Feraiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyyeye tarikat perdesi altında hizmettir.Üçüncüsü : Tasavvuf yoliyle emrâz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyle sülûk etmektir. Birincisi Farz, ikinci Vâcib, bu üçüncüsü ise Sünnet hükmündedir.Madem hakikat böyledir, ben tahmin ediyorum ki: Eğer Şeyh Abdülkadir-i Geylanî (R.A.) ve Şâh-ı Nakşibend (R.A.) ve İmam-ı Rabbanî (R.A.) gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-ı imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarfedeceklerdi. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir. İmansız Cennet'e gidemez, fakat tasavvufsuz Cennet'e giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-ı İslâmiye gıdadır. M.)
İNAYET-İ RABBANİYE: Allah'ın inayeti.
LATİFE-İ RABBANİYE: İnsanın kalbine bağlı ve bütün duygularının sultanı olan ince bir duygudur ki, İlâhî hakikatlar onunla hissedilip zevkedilir.
MEBANİ: Temeller. Esaslar. * Yapılar. Binâlar.
MEBANİ-İ KELÂM: Sözün esâsını teşkil eden şeyler.
MISTABANİŞİN: f. Sedirde oturan.
MİHRBANÎ: f. Dostluk, muhabbet, sevgi.
MURABBANİŞİN: f. Bağdaş kurup oturan.
NA-MİHR-BANÎ: f. Vefasızlık, sevgisizlik, muhabbetsizlik.
NA-ŞİKİBÂNÎ: f. Sabırsızlık.
NİGÂHBANÎ: f. Bekçilik, gözcülük.
NİGEHBÂNÎ: f. Bekçilik, gözcülük.
PASBANÎ: f. Bekçilik.
RABBANÎ: (Rabbaniye) Rabbe âit. Cenab-ı Hakk'a dair ve müteallik. İlâhî. * Ârif-i Billâh olan, ilmi ile amel eden âlim.
RABBANİYYUN: (Rabbaniyyîn) Kendisini tamamen Cenab-ı Hakk'a vermiş olanlar. Putperestlikle alâkası olmayanlar.
REHBANİYYET: Râhiblik. Papazlık.
RUHBANİYET: (Bak: Rehb, Rehbaniyet)
ŞÜBANÎ: Kırmızı yüzlü.
YABANİ: Yabana mensub. Issız yerlerde yaşıyan. Yabancı, alışmamış.
YEBANİ: f. Görgüsüz, kaba. * Yabâni, kırlarda biten. * Sıkılgan, ürkek. (Bak: Yabani)
ZEBANİ: Cehennem'de vazife gören melek.
ZEBANİYÂN: f. (Zebaniye) Zebaniler. Cehennemlikleri Cehennem'e atmaya vazifeli melekler.
ZEBANİYE: Azap melekleri.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
BAN : Dam, çatı. * Sorgun ağacı. Bey söğüdü. * yun. Sevgilinin boyu. Farsçada kelime sonuna gelerek, Türkçedeki "ci, cu" ekleri yerini tutan mânâda kullanılır. Meselâ: Bağban: Bağcı.
BÂ : Arabçaya göre harfinin okunuşu. Ebced hesabında iki sayısını ifade eder. Mektup ve eski evraklarda Receb ayına işarettir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...