Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
BARE: f. At.
Zülf.
Kal'a, kale.
Def'a, kerre.
BAREKALLAH: Allah mübarek etti. Allah mübarek etsin. Hayırlı ve bereketli olsun.
BAREKTE: Sen mübarek ve bereketli eyledin (meâlinde dua).
BAREM: Fr. Devlet memurlarının aylıklarını tasnif ve tanzim eden, miktarlarını gösteren sistem veya cetvel.
BARENDE: f. Yağdıran, yağdırıcı.
İçerisinde 'BARE' geçenler
ARÂZİ-İ MÜBÂREKE: Mübarek yer olan Hicaz.
BAREKALLAH: Allah mübarek etti. Allah mübarek etsin. Hayırlı ve bereketli olsun.
BAREKTE: Sen mübarek ve bereketli eyledin (meâlinde dua).
BAREM: Fr. Devlet memurlarının aylıklarını tasnif ve tanzim eden, miktarlarını gösteren sistem veya cetvel.
BARENDE: f. Yağdıran, yağdırıcı.
DÂLL-İ Bİ-L İBARE: (Dâllibilibâre) Fık: Bir ifade veya sözden muayyen bir mânanın ve hükmün anlaşılması. Meselâ: "Zekât, müslümanların fakirlerine verilir, hiçbir zengine verilmez" ibaresi zekâtın yalnız müslüman fakirlere verileceğine delâlet-i mutabıkıyye ile delâletidir. Zengin olan belli şahıslara da verilemeyeceğine delâlet-i tazammuniye ile delâlet eder. Zekât hususunda, zenginler ile fakirler arasında fark bulunduğuna da delâlet-i iltizamiye ile delâlet eder. (Ist. Fık. K.)
DİBARE: (C.: Dibâr) Bir evlek yer.
GUBARE: f. Sığır ağılı, mandıra. * Sığır sürüsü.
İBARE: Bir fikri anlatan bir veya birkaç cümlelik yazı. Parağraf. * İbretli ders veren söz. (Bak: İbaret)
İBARE: Helâk etmek.
İBARE-SENC: f. Düzgün konuşan, akıcı söz söyleyen.
İBARET: Meydana gelmiş, toplanmış. Bir şeyden teşekkül etmiş. Bir şeyin aynı. Bir şeyin içindekini ve aslını beyan. Bir halden bir hale tecavüz eylemek. * Rüya tabir etmek.
İ'TİBAREN: ...den beri, ... başlıyarak, ... den başlıyarak, ...den (yerinde kullanılır.)
IBARE: Beyan etmek, açıklamak.
KİBARE: Ululuk, büyüklük.
MUBAREK: (Bak: Mübârek)
MUBAREZE: (Bak: Mübâreze)
MÜBAREK: İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud. * Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey.
MÜBAREKÂT: Bütün tebrike sebeb olacak ve mâşâallah dediren ve bârekâllah söyleten bütün hâletler ve san'atlar. Mübarekiyet ifade eden bolluk ve İlâhî lütuflar.
MÜBAREZE: Sözle çekiştirme. Kavga. Cidal. Döğüşmek.
MÜTEBAREK: Yüksek yer.
NA-MÜBAREK: f. Uğursuz, meymenetsiz.
SABAREFTAR: f. (En fazla at için kullanılan bir tâbirdir) Rüzgâr gibi çabuk ve hafif giden. * Hoş ve lâtif yürüyüşlü.
SABARET: Kefalet.
SABBARE: Soğukluk.
SUBARE: Taş.
TEBAREK: Mübarek etsin (mealinde dua.) Teâlâ gibi mâzi fiiliyle mübalâğa ile bereketin Allah'tan zuhurunu ifade eder. (Bak: Bereket) (Suyun havuzda yükselmesi halinden alınmıştır.)
TEBAREKÂLLAH: "Cenab-ı Hakk'ın (C.C.) ne bereketli, ne hayırlı işleri var, ne kadar bereketli!" diyerek hayret taaccübü. Allah'ın (C.C. ) yaptığı eserlerinden dolayı hayranlık hislerini ifade maksadıyla, Allah (C.C.) hakkında söylenen ve aynı zamanda dua için okunan bir kelâm.
TEFENNÜN-İ Fİ-L İBÂRE: Bir defa söylenilmiş olan bir sözü ikinci defa söylemek icabederse, o aynı kelimeyi tekrarlamamak için başka kelime veya sözle aynı mânâyı ifade etme san'atı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
BAREKALLAH : Allah mübarek etti. Allah mübarek etsin. Hayırlı ve bereketli olsun.
BÂR : f. Ek olup "saçan, yağdıran, döken, ışık veren" gibi mânâda kelimeler teşkil edilir. Meselâ: Ateşbâr : Ateş saçan. Ateş yağdıran.
BÂ : Arabçaya göre harfinin okunuşu. Ebced hesabında iki sayısını ifade eder. Mektup ve eski evraklarda Receb ayına işarettir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...