Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
BATÎ: Ağır hareketli. Ağır. Yavaştan.
BATÎ-ÜL HAREKE: Davranış ve hareketi ağır.
BATÎ-ÜL HAZM: Sindirimi güç, hazmi zor.
BATİH: Zengin. Gani. Mâldâr.
Geniş yer.
BATİHA: (C.: Batâyih) Kamışlı ve sazlı dere.
BATİK: Keskin.
BATİN: Uzak yer.
Şişman.
BATİR: Hayvanları nallayan kimse.
BATİR: f. Turna kuşu.
BATİR(E): (C.: Bevâtir) Keskin kılıç.
BATİŞ: (Batş. dan) Sertlikle, şiddetle hareket eden. Güçlü.
BATİYE: Büyük çanak.
İçerisinde 'BATÎ' geçenler
BATÎ-ÜL HAREKE: Davranış ve hareketi ağır.
BATÎ-ÜL HAZM: Sindirimi güç, hazmi zor.
BATİH: Zengin. Gani. Mâldâr. * Geniş yer.
BATİHA: (C.: Batâyih) Kamışlı ve sazlı dere.
BATİK: Keskin.
BATİN: Uzak yer. * Şişman.
BATİR: Hayvanları nallayan kimse.
BATİR: f. Turna kuşu.
BATİR(E): (C.: Bevâtir) Keskin kılıç.
BATİŞ: (Batş. dan) Sertlikle, şiddetle hareket eden. Güçlü.
BATİYE: Büyük çanak.
EBATİH: (Ebtah. C.) Kumlu dereler ve ırmaklar.
EBATİL: (Ubtule. C.) Beyhude, bâtıl, hurâfe, mantıksız, hakikatsız şeyler.
FAHM-İ NEBATÎ: Bitkisel kömür.
İNZİBATÎ: Emniyet ve asâyişe dair. İnzibata müteallik. İnzibatla alâkalı.
İSBATİYECİLİK: (Fr: Pozitivizm) Fls: Bu felsefe nazariyesine göre, isbat yolu ile yakîn, şüphesiz bilginin elde edilebilmesi, tecrübelerle müşahadelerle ve vakıalara istinaden mümkün olacağı iddia edilir. İsbat şeklini ve sahasını daraltıp sadece maddiyata münhasır kılan bu anlayış yalnız maddiyata ait mes'eleler için doğrudur.(Bir şeyden uzak olan bir kimse yakın olan adam kadar o şeyi göremez. Ne kadar zeki olursa olsun, o şeyin ahvali hakkında ihtilâfları olduğu zaman yakın olanın sözü muteberdir. Binaenaleyh Avrupa feylesofları maddiyatta şiddet-i tevaggulden dolayı imân, İslâm ve Kur'ân'ın hakaikından pek uzak mesafelerde kalmışlardır. Onların en büyüğü yakından hakaik-ı İslâmiyeye vukufu olan âmi bir adam gibi de değildir. Ben böyle gördüm, nefs-ül emir de benim gördüğümü tasdik eder. Binaenaleyh şimşek, buhar gibi fenni meseleleri keşfeden feylesoflar Hakk'ın esrarını Kur'ân nurlarını da keşfedebilir diyemezsin. Zira, onun aklı gözündedir. Göz, kalb ve ruhun gördüklerini göremez. Çünkü kalblerinde can kalmamıştır. Gaflet o kalbleri tabiat bataklığında çürütmüştür. M.N.) (Bak: Rasyonalizm)
KABATÎ: (Kıbtî. C.) Çingeneler.
NEBATÎ: Nebat cinsinden, nebata mensup ve nebata ait, yerden biten cinsinden olan.
NEBATİYYUN: Botanik bilginleri, botanik âlimleri.
RİBATÎ: Hancı, odacı.
SEBATÎ: Sebatlılık. Sözünde ve kararında durma.
ŞERAYİN-İ SÜBATİYYE: Boynun iki tarafında olup kalbden gelen ve kafaya çıkan iki kalın atar damar. (O.L.)
ÜBATİR: Akrabasını arayıp sormayan kişi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
BATÎ-ÜL HAREKE : Davranış ve hareketi ağır.
BATAET : Tenbellik, yavaşlık. Ağırlık.
BÂ : Arabçaya göre harfinin okunuşu. Ebced hesabında iki sayısını ifade eder. Mektup ve eski evraklarda Receb ayına işarettir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...