Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
BAY: f. Bey. Mir. Emir. Zengin.
BAYESTE: f. Lüzumlu, gerekli, zaruri.
BAYEZİD-İ BİSTAMÎ: (Hi: 188-261) Ehl-i Sünnet ve Cemâatın büyük âlimlerinden ve büyük evliyadandır. İran'ın Bistam şehrinde doğmuştur. Künyesi, Ebu Yezid Tayfur bin İsa El-Bistamî'dir. Cafer-i Sâdık Radıyallahü Anhu'dan kırk sene sonra dünyaya gelmiş ve ondan üveysî olarak feyz almıştır. Mücerret bir hayat geçirmiştir. (K.Sırruhu)
BAYGAN: f. Muhafız, koruyucu, bekçi.
BAYINDIR: Mamur, şenlikli.
Bir Oğuz oymağının ve Akkoyunlu hanedânının ismi.
BAYIR: Az inişli yer. Fazla yokuş olmayan yer.
BAYIZ: (Beyzâ. dan) Yumurtlayıcı, yumurtlayan.
BAYİ': Satıcı. Mal satan.
BAYİCE: (C.: Bevâyic) Belâ, mihnet, zahmet, âfet, dâhiye.
BÂYİİYYE: Eskiden pazar kurulan yerlere gönderilen mevad ve eşyadan gümrük ihtisab vergisinin haricinde alınan ikinci vergi.
BÂYİKA: (C.: Bevâyık) Belâ ve şer olan şey, dâhiye.
BAYİN: (Beyn. den) Aralayıcı. Ayıran. Ayırıcı.
BAYİR: Sürülmemiş, açılmamış, sert, ham toprak.
BÂYİSTE: f. Zaruri, lâzım, gerekli.
BAYKAL: Asya Türk ülkelerinde bulunan yaban kısrağı.
BAYKAR: Çulha, bez ve kumaş dokuyan.
BAYKARA: Helâk olma, mahvolma.
Böbürlene böbürlene sallanarak yürüme.
Malı çok olma.
Yırtıcı bir kuş.
BAYRAK: Devletin belirli alâmetlerini hâvi ve belirli renklerde kare veya dikdörtgen şeklinde yapılmış olan bez. Sancak, alem.
BAYRAKDAR: f. Alemdar, bayrak taşıyan asker.
Bir kabile veya cemaatın başı, reisi.
BAYRAM: Bir dinde mübarek addolunan gün.
BAYRAMİYYE: Hacı Bayram-ı Veli tarafından 14. yüzyılın sonlarında Ankara'da kurulan bir tarikattır.
BAYSUNGUR: Şahin cinsinden olan yırtıcı bir kuş.
BAYTAR: Hayvan tedavicisi, veteriner.
BAYTARA: Hayvan hekimliği, baytarlık.
BAY U GEDA: Zengin ve fakir.
BAYZAR: Sövme, sövüp sayma.
Rahmin başlangıcındaki et parçası.
İçerisinde 'BAY' geçenler
ALACA BAYRAK: Tar:Ondördüncü Yeniçeri Bölüğüne verilen ad.
ALBAY: Yarbay ile tuğgeneral arasındaki askeri rütbede olan üstsubay.
ASSUBAY: Ask: Çavuş, üst çavuş ve başçavuş diye rütbeleri olan, ücret alan ve resmi elbise giyen askerdir.
AZERBAYİGAN: f. Azerbeycan.
BABAYAN: (Baba. C.) f. Tarikat babaları, şeyhleri. Bektaşi şeyhleri.
BABAYİĞİT: Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç. Cesur, yiğit.
BAYESTE: f. Lüzumlu, gerekli, zaruri.
BAYEZİD-İ BİSTAMÎ: (Hi: 188-261) Ehl-i Sünnet ve Cemâatın büyük âlimlerinden ve büyük evliyadandır. İran'ın Bistam şehrinde doğmuştur. Künyesi, Ebu Yezid Tayfur bin İsa El-Bistamî'dir. Cafer-i Sâdık Radıyallahü Anhu'dan kırk sene sonra dünyaya gelmiş ve ondan üveysî olarak feyz almıştır. Mücerret bir hayat geçirmiştir. (K.Sırruhu)
BAYGAN: f. Muhafız, koruyucu, bekçi.
BAYINDIR: Mamur, şenlikli. * Bir Oğuz oymağının ve Akkoyunlu hanedânının ismi.
BAYIR: Az inişli yer. Fazla yokuş olmayan yer.
BAYIZ: (Beyzâ. dan) Yumurtlayıcı, yumurtlayan.
BAYİ': Satıcı. Mal satan.
BAYİCE: (C.: Bevâyic) Belâ, mihnet, zahmet, âfet, dâhiye.
BÂYİİYYE: Eskiden pazar kurulan yerlere gönderilen mevad ve eşyadan gümrük ihtisab vergisinin haricinde alınan ikinci vergi.
BÂYİKA: (C.: Bevâyık) Belâ ve şer olan şey, dâhiye.
BAYİN: (Beyn. den) Aralayıcı. Ayıran. Ayırıcı.
BAYİR: Sürülmemiş, açılmamış, sert, ham toprak.
BÂYİSTE: f. Zaruri, lâzım, gerekli.
BAYKAL: Asya Türk ülkelerinde bulunan yaban kısrağı.
BAYKAR: Çulha, bez ve kumaş dokuyan.
BAYKARA: Helâk olma, mahvolma. * Böbürlene böbürlene sallanarak yürüme. * Malı çok olma. * Yırtıcı bir kuş.
BAYRAK: Devletin belirli alâmetlerini hâvi ve belirli renklerde kare veya dikdörtgen şeklinde yapılmış olan bez. Sancak, alem.
BAYRAKDAR: f. Alemdar, bayrak taşıyan asker. * Bir kabile veya cemaatın başı, reisi.
BAYRAM: Bir dinde mübarek addolunan gün.
BAYRAMİYYE: Hacı Bayram-ı Veli tarafından 14. yüzyılın sonlarında Ankara'da kurulan bir tarikattır.
BAYSUNGUR: Şahin cinsinden olan yırtıcı bir kuş.
BAYTAR: Hayvan tedavicisi, veteriner.
BAYTARA: Hayvan hekimliği, baytarlık.
BAY U GEDA: Zengin ve fakir.
BAYZAR: Sövme, sövüp sayma. * Rahmin başlangıcındaki et parçası.
BERAT-I CİBAYET: Vergi, icâre ve resim gibi vakfa veyahut da hazineye ait olan paraları toplamak salâhiyetini veren vesika.
CİBAYAT: (Cibâyet. C.) Vergi, câbilikler, gelir toplamalar.
CİBAYET: Vergilerin, devlet gelirlerinin tahsili. * Büyük vakıfların ayrı vazifeliler tarafından idare edilen kısımları.
HABAYA: Gizli işler, gizli şeyler. * Defineler.
KIRKBAYIR: Geviş getiren hayvanların midelerinin bir bölümü.
MURABBAYAT: (Murabbâ. C.) Kaynatılıp kıvamına getirildikten sonra dondurulmuş meyve suyu tatlıları.
MÜBAYAA: Satın almak. Pazarlıkla bir şeyin değerini verip almak.
MÜBAYAAT: (Mübâyaa. C.) (Bey'at. dan) Satın almalar.
MÜBAYENET: Zıddıyet. Ayrılık. Tutmazlık. Başkalık.
MÜBAYENET-İ CEVHERİYYE: Her nev'in cevherinin ve fıtrat-ı asliyesinin birbirinden farklı ve ayrı oluşu. Cevherdeki farklılık.
MÜBAYİN: Farklı. Başka türlü. Muhalif. Diğerinin zıddı. Aksi.
MÜBAYTIR: Yarıcı, yaran.
MÜTEBAYİAN: Alıcı ile satıcı.
MÜTEBAYİN: Birbirine uymayan. Birbirine zıt olan. Birbirinden ayrı.
NA-BAYESTE: f. Lüzumsuz, gereksiz. Uygun ve münasib olmıyan.
SABAYA: (Sabiyye. C.) Büluğ çağına varmamış küçük kızlar. Kız çocukları.
SEBAYA: (Sebbî. C.) Harbde esir düşenler.
TABAYİ': Mizaçlar, tabiatlar, huylar. Yaratılışlar.
TABAYİ'-İ ESASİYE: Temel ve esas olan tabiatlar, karakterler, yaradılışlar. * Toprak, su, hava gibi veya oksijen, hidrojen karbon, azot gibi unsurların hususiyetleri.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
BAYESTE : f. Lüzumlu, gerekli, zaruri.
BÂ : Arabçaya göre harfinin okunuşu. Ebced hesabında iki sayısını ifade eder. Mektup ve eski evraklarda Receb ayına işarettir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...