Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BEDAH: | (C.: Büduh) Geniş yer. |
| BEDAHAT: | (Bedihî. C.) Delil ve isbata ihtiyacı olmayan şekilde âşikâr olan şeyler. |
| BEDAHET: | Açıklık. Zâhir delil. Belli, açık, aşikâr. Birdenbire, hazırlıksız söz söyleme. Atın yürümesi. Her şeyin evveli, öncesi. |
| BEDAHETEN: | Birdenbire, aniden, ansızın. Düşünmeksizin. Açık ve zâhir olarak. |
| İçerisinde 'BEDAH' geçenler | |
| BEDAHAT: | (Bedihî. C.) Delil ve isbata ihtiyacı olmayan şekilde âşikâr olan şeyler. |
| BEDAHET: | Açıklık. Zâhir delil. Belli, açık, aşikâr. * Birdenbire, hazırlıksız söz söyleme. * Atın yürümesi. * Her şeyin evveli, öncesi. |
| BEDAHETEN: | Birdenbire, aniden, ansızın. Düşünmeksizin. Açık ve zâhir olarak. |
| BİLBEDAHE: | Açıktan. Aşikâr olarak. Meydanda olarak. Besbelli.(...Hem şu âlemin Sâni-i Zülcelal'i bütün güzel masnuatiyle kendini zişuur olanlara tanıttırması ve kıymetli nimetler ile kendini onlara sevdirmesi bizzarure onun mukabilinde, zişuur olanlara marziyatı ve arzu-yu İlâhiyelerini bir elçi vasıtasiyle bildirmesini istemesine mukabil; en âlâ ve ekmel bir surette, Kur'an vasıtasıyla o marziyat ve arzuları beyan eden ve getiren yine bilbedahe O Zât'tır. M.) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BEDAHAT : | (Bedihî. C.) Delil ve isbata ihtiyacı olmayan şekilde âşikâr olan şeyler. |
| BEDA' : | Fikir, rey. * Çöle çıkmak. |
| BED' : | (C.: Ebdâ-Büdü') İslâm içinde kazılan kuyu. * Evvel, ibtidâ, başlangıç. * Hisse, nasip. * Başlama, başlayış, ilk. |
| BERK-ÂSÂ : | şimşek gibi. Berk gibi. |