Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
BEHR: Nasip.
Galip olmak.
Nefesi tutulmak.
Ümidin boşa çıkması.
Felâket, musibet.
Uzaklık, mesafe.
BEHRA: f. Ondan dolayı, ona binaen, onun için.
BEHRAM: f. Eskiden bir İran padişahının adı.
Bir pehlivan ismi.
Merih yıldızı.
BEHRAME: f. Yeşil elbise.
BEHRAMEC: Çiçeği kokulu bir nevi söğüt ağacı.
Her renkte olan leylâk çiçeği.
BEHRAMEN: f. Bir çeşit kırmızı yakut.
Kadınların kullandıkları allık.
İpekten dokunan güzel bir kumaş.
Kırmızı gül, asfur çiçeği.
BEHRE: f. Nasib, pay, hisse.
Tez tez solumak.
Vasat, orta.
BEHREBER: f. şerik, ortak.
BEHREBERÎ: f. Ortaklık, şeriklik.
BEHREC: Eksik veya ayarı bozulmuş para.
Arzuya, isteğe bırakılmış şey, iş.
Faydasız, işe yaramaz olan şey.
BEHREDAR: Hisseli. Nimetlenmiş. Faydalanmış.
BEHREK: f. Yaralardan çıkan iltihap.
Çok çalışmaktan dolayı el ve ayak derilerinin sertleşmesi, nasırlaşması.
BEHREM: Kırmızı gül.
Kısa boylu kimse.
BEHREME: Saç ve sakalın kınayla boyanması.
Çiçeğin göz alıcı ve câzib olan güzellik ve parlaklığı.
Hindlilerin ibadeti.
BEHREME: f. Burgu, matkab.
BEHREMEND: f. Nasibi olan, hissedar.
Bilen, anlayan.
BEHREVER: f. Hisse ve nasibini almış, payını zimmetine geçirmiş.
BEHREYAB: f. Nasibi olan, hissesi olan.
İçerisinde 'BEHR' geçenler
BEHRA: f. Ondan dolayı, ona binaen, onun için.
BEHRAM: f. Eskiden bir İran padişahının adı. * Bir pehlivan ismi. * Merih yıldızı.
BEHRAME: f. Yeşil elbise.
BEHRAMEC: Çiçeği kokulu bir nevi söğüt ağacı. * Her renkte olan leylâk çiçeği.
BEHRAMEN: f. Bir çeşit kırmızı yakut. * Kadınların kullandıkları allık. * İpekten dokunan güzel bir kumaş. * Kırmızı gül, asfur çiçeği.
BEHRE: f. Nasib, pay, hisse. * Tez tez solumak. * Vasat, orta.
BEHREBER: f. şerik, ortak.
BEHREBERÎ: f. Ortaklık, şeriklik.
BEHREC: Eksik veya ayarı bozulmuş para. * Arzuya, isteğe bırakılmış şey, iş. * Faydasız, işe yaramaz olan şey.
BEHREDAR: Hisseli. Nimetlenmiş. Faydalanmış.
BEHREK: f. Yaralardan çıkan iltihap. * Çok çalışmaktan dolayı el ve ayak derilerinin sertleşmesi, nasırlaşması.
BEHREM: Kırmızı gül. * Kısa boylu kimse.
BEHREME: Saç ve sakalın kınayla boyanması. * Çiçeğin göz alıcı ve câzib olan güzellik ve parlaklığı. * Hindlilerin ibadeti.
BEHREME: f. Burgu, matkab.
BEHREMEND: f. Nasibi olan, hissedar. * Bilen, anlayan.
BEHREVER: f. Hisse ve nasibini almış, payını zimmetine geçirmiş.
BEHREYAB: f. Nasibi olan, hissesi olan.
BÎ-BEHRE: Nasibsiz. Mahrum.
NA-BEHRE: f. Azim, ulu. * Karışık. * Soysuz.
NEBEHRECE: Geçmez bakırlı para. Sahte akçe. * Her nesnenin kötüsü.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
BEHRA : f. Ondan dolayı, ona binaen, onun için.
BEHA : Gökçek olmak, şirin ve lâtif olmak.
BERK-ÂSÂ : şimşek gibi. Berk gibi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...