Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BERD: | Soğuk. Soğukluk. Soğutmak. Noksan hararet. Ölmek. Soğuk su ile gusletmek. Uyumak. Sabit olmak. Zayıf olmak. Bir şeyi eğelemek. Sürme çekmek. Söğmek. Tutya, çinko. (L.R.) |
| BERD-İ BEYZÂ: | (Bak: Nâr-ı beyzâ) |
| BERDAHT: | f. Pürüzünü giderme. Pürüzsüz yapma. Cilâlama, parlatma. Düzleme, düzeltme. |
| BERDAR: | f. Asılmış, yukarı kaldırılmış. Tutucu. İtaat edici ve ettirici. Meyveli. Meyve verici olan. |
| BERDAŞTE: | f. Yükseğe kaldırılmış, yukarı çıkarılmış. |
| BERDE: | Tıb: Mide dolgunluğu. |
| BERDEC: | Sürmek. (Farisîden muarrebtir). |
| BERDEGİ: | f. Esirlik, esaret, kölelik. |
| BERDENG: | f. Çöl ortasında yer alan küçük dağ ve tepe. |
| BERDEVAM: | f. Devam üzere. Devamlı sürüp giden. |
| BERDİ: | Hasır yapımında kullanılan bir ot cinsi. |
| BERDİS: | Habis kişi, pis kimse. |
| BERDİYY: | Suriye'de bulunan iki nehrin, bir köyün ve Hicaz'da da bir dağın adı. |
| BERD-ÜL ACÛZ: | Kocakarı soğuğu. (Rûmi şubatın 26'sında başlar ve 7 gün şiddetle devâm eder.) |
| İçerisinde 'BERD' geçenler | |
| BAR-BERDAR: | f. Sabırlı, tahammüllü. * Yük kaldıran. * Hamal. |
| BERD-İ BEYZÂ: | (Bak: Nâr-ı beyzâ) |
| BERDAHT: | f. Pürüzünü giderme. Pürüzsüz yapma. * Cilâlama, parlatma. * Düzleme, düzeltme. |
| BERDAR: | f. Asılmış, yukarı kaldırılmış.* Tutucu. İtaat edici ve ettirici. * Meyveli. Meyve verici olan. |
| BERDAŞTE: | f. Yükseğe kaldırılmış, yukarı çıkarılmış. |
| BERDE: | Tıb: Mide dolgunluğu. |
| BERDEC: | Sürmek. (Farisîden muarrebtir). |
| BERDEGİ: | f. Esirlik, esaret, kölelik. |
| BERDENG: | f. Çöl ortasında yer alan küçük dağ ve tepe. |
| BERDEVAM: | f. Devam üzere. Devamlı sürüp giden. |
| BERDİ: | Hasır yapımında kullanılan bir ot cinsi. |
| BERDİS: | Habis kişi, pis kimse. |
| BERDİYY: | Suriye'de bulunan iki nehrin, bir köyün ve Hicaz'da da bir dağın adı. |
| BERD-ÜL ACÛZ: | Kocakarı soğuğu. (Rûmi şubatın 26'sında başlar ve 7 gün şiddetle devâm eder.) |
| DARU-BERD: | f. Debdebe, ihtişam. |
| FERMAN-BERDAR: | f. Fermana uyan, emre uyan. |
| FÜRU-BERDE: | f. Öne eğilmiş, aşağı eğilmiş. |
| HABERDAR: | Haberli, vâkıf, bir mes'eleden haberi olan. |
| HEM-NEBERD: | f. Savaş arkadaşı, muharebe arkadaşı. * Rakib. |
| HÜKMBERDAR: | f. Hükme muti olan, itaat eden, boyun eğen. |
| NAMBERDAR: | f. Şanlı, ünlü, ad salmış, meşhur. |
| NEBERD: | f. Muhârebe, savaş, harb, ceng. |
| NEBERD-AZMÂ: | f. Çok muhârebelerde bulunmuş tecrübeli kimse. |
| NEBERDE: | f. Savaşçı, muhârib. |
| NEBERDGÂH: | f. Savaş yeri, muharebe sahası. |
| NEBERD-PİŞE: | f. Harb etmeyi sanat edinmiş kimse. Savaşçı. |
| PERDEBERDAR: | f. Perde kaldırıcı. Perde açıcı. |
| PERVAZ-I BERDÂR: | Yükselip uçan. Uçarak dolaşan. |
| ZEBERDEC: | Zeberced taşı. |
| ZEBERDEST: | f. En üstün, galib, hâkim, âmir. * Mâhir. |
| ZEBERDESTÎ: | f. Maharetlilik, ustalık. * El üstünlüğü, üstünlük, galibiyet. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BERD-İ BEYZÂ : | (Bak: Nâr-ı beyzâ) |
| BERK-ÂSÂ : | şimşek gibi. Berk gibi. |