Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
BERR: (C.: Ebrâr) Va'dinde sâdık. Sözünde duran. Muhsin. Keremkâr.
Nimetleri herkese, umuma ihsan eden.
Gerçeklik, sıdk.
Susuz, kuru yerler.
Toprak. Yeryüzü, yer.
BERR-İ ATİK: Eski karalar. Asya, Avrupa ve Afrika.
BERR-İ CEDİD: Yeni karalar. Amerika ve Avusturalya.
BERRADE: Suyu soğutmaya ait kap, buzdolabı, karlık.
Bardak asacak yer.
BERRAH: Sahra, çöl.
Zeval, sona ermek.
Gitmek, zehab.
BERRAK: Nurlu, pek parlak.
Bulanık olmayan, duru, açık, saf.
BERRAN: f. Kesen, kesici, keskin.
BERRANÎ: (Berr. den) Sahra ve kıra ait. Yabani.
Hâricî, zâhirî.
Şer'î hükümlere uymayan.
BERRAT: Bıçkı.
Törpü.
BERREN: Karadan, kara yoluyla.
BERRÎ: Toprağa ait, kara ile ilgili.
BERRİYE: Toprağa âit.
Çöl. Beyaban. Sahra.
Kara askeri. Piyade.
BERRÛD: Tül ağacı.
BERRÜSTE: f. Karpuz, kavun, kabak, çimen gibi dalbudak salıp da yükselmiyen nebat.
Mc: Alçak, edepsiz, rezil kimse.
İçerisinde 'BERR' geçenler
ASÂKİR-İ BERRİYYE $: Kara askerleri.
BERR-İ ATİK: Eski karalar. Asya, Avrupa ve Afrika.
BERR-İ CEDİD: Yeni karalar. Amerika ve Avusturalya.
BERRADE: Suyu soğutmaya ait kap, buzdolabı, karlık. * Bardak asacak yer.
BERRAH: Sahra, çöl. * Zeval, sona ermek. * Gitmek, zehab.
BERRAK: Nurlu, pek parlak. * Bulanık olmayan, duru, açık, saf.
BERRAN: f. Kesen, kesici, keskin.
BERRANÎ: (Berr. den) Sahra ve kıra ait. Yabani. * Hâricî, zâhirî. * Şer'î hükümlere uymayan.
BERRAT: Bıçkı. * Törpü.
BERREN: Karadan, kara yoluyla.
BERRÎ: Toprağa ait, kara ile ilgili.
BERRİYE: Toprağa âit. * Çöl. Beyaban. Sahra. * Kara askeri. Piyade.
BERRÛD: Tül ağacı.
BERRÜSTE: f. Karpuz, kavun, kabak, çimen gibi dalbudak salıp da yükselmiyen nebat. * Mc: Alçak, edepsiz, rezil kimse.
EBERR: Çok faziletli, şerefli. Çok sâdık ve dindar. Çok iyilik sever. * Şenlikten uzak, bedevi.
HAYVAN-I BERRÎ: Karada yaşayan hayvan.
HAYVANAT-I BERRİYYE: Kara hayvanları, karada yaşıyan hayvanlar.
MEBERRAT: (Meberre. C.) Sevab için, hayır kazanmak için yapılan işler.
MEBERRE: (C.: Meberrât) Sevab için, hayır kazanmak için yapılan iş.
MEBERRET: Nöbet şekeri.
MERAKİB-İ BERRİYE: Araba, otomobil, kamyon, at vs. gibi kara nakil vasıtaları.
MİL-İ BERRÎ: Kara mili. (1609 metre)
MUGBERR-ÜL HÂTIR: Hatırı kalmış, gücenmiş.
MÜBERRA: Beri. Müstesnâ. Fenalıktan uzak kalmış. Münezzeh. Temiz. Noksansız.
MÜBERRED: Soğutulmuş olan.
MÜBERRER: Yemini tasdik olunmuş.
MÜBERRİD: (Berd. den) Soğutan, soğutucu.* Karlık. Su soğutan damacana.
MÜTEBERRİ: Teberri eden, yüz çeviren.
MÜTEBERRİ': Bağışlayan, teberru eden. Bağışta bulunan.
MÜTEBERRİD: Soğuyan.
MÜTEBERRİK(E): (Bereket. den) Mübarek sayılan, teberrük eden, uğurlu.
MÜTEBERRİKEN: Mübarek sayarak, uğur bilerek.
MÜTEBERRİR: Teberrür eden, Allah'a derinden ve içten itaat eden.
MÜTEBERRİZ: Beliren, meydana çıkan, teberrüz eden.
TEBERRA: Uzak durma. Sevmeyip yüz çevirme.
TEBERRİ: Alâkasız olma. Sevmeyip yüz çevirme. * Temiz olma.
TEBERRU': Bağış. Bir malın karşılıksız olarak verilmesi. Mecburiyet olmadığı hâlde birisine bir malı vermek. Hayırlı işlerde yardım ve ihsanda bulunmak.
TEBERRUAN: Teberru ederek, teberru suretiyle, bağışlayarak.
TEBERRUÂT: (Teberru'. C.) Teberrular, bağışlar, bağışlamalar.
TEBERRUZ: İktifa etmek, yetinmek.
TEBERRÜ': Pâk ve temiz, halis ve helâl olmak.
TEBERRÜC: Açık saçık olmak. * Kadının süslenip yabancılar içinde gezmesi. (Câhiliyet devrinde olduğu gibi)
TEBERRÜD: Soğuma, serinleme, soğuk hâle gelme. * Soğuk suya girme.
TEBERRÜK: Bir şeyi bereket veya saadet vesilesi sayarak almak veya vermek. Uğur ve bereket saymak. * Hayr-ı İlâhiye hissedâr olmak.
TEBERRÜKEN: Uğurlu ve mübarek olarak. Bereket mevzuu ederek.
TEBERRÜM: Muztarib olmak, ıztırab ve acı çekmek.
TEBERRÜR: Allah rızasına çalışma.
TEBERRÜZ: Görünme, meydana çıkma.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
BERR-İ ATİK : Eski karalar. Asya, Avrupa ve Afrika.
BERK-ÂSÂ : şimşek gibi. Berk gibi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...