Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BEST: | Döşemek. Yaymak, neşr. |
| BEST: | f. Düğüm. |
| BESTA: | Uzunluk, bolluk, genişlik. Yaygın olmak. |
| BESTAK: | Hizmetçi, hâdim. |
| BESTE: | f. Bağlanmış, bitiştirilmiş, bağlı. Kapalı. Tutucu. Donmuş. Bir nevi ipek kumaş. Gr: "Besten" fiilinin ism-i mef'ulüdür. Kelimelerin başına veya sonuna getirilerek mürekkeb kelimeler (Birleşik kelimeler) yapılır. Müzikte: Şarkının makam ve âhengi. |
| BESTE-DEHÂN: | f. Dili bağlı. Ağzı kapalı, susan, sükût eden. |
| BESTE-DEM: | f. Nefesi tutulmuş. |
| BESTE-GÎ: | f. Bağlılık. Kapalılık. |
| BESTE-KÂR: | Besteliyen. Besteci. |
| BESTE-LEB: | f. Dudağı kapalı. |
| BESTE-RAHİM: | f. Çocuk doğuramayan, kısır kadın. |
| İçerisinde 'BEST' geçenler | |
| AB-I BESTE: | Buz. * Mc : Billur, sırça. |
| ASBEST: | yun. Oldukça yumuşak ve ateşle hususiyeti değişmeyen lifli bir madde. |
| ATEŞ-İ BESTE: | Hâlis kırmızı renkli altın. * Donmuş ateş. |
| ATEŞ-BESTE: | f. Hâlis altın, kırmızı altın. |
| BESTA: | Uzunluk, bolluk, genişlik. Yaygın olmak. |
| BESTAK: | Hizmetçi, hâdim. |
| BESTE: | f. Bağlanmış, bitiştirilmiş, bağlı. * Kapalı. Tutucu. Donmuş. * Bir nevi ipek kumaş. * Gr: "Besten" fiilinin ism-i mef'ulüdür. Kelimelerin başına veya sonuna getirilerek mürekkeb kelimeler (Birleşik kelimeler) yapılır. * Müzikte: Şarkının makam ve âhengi. |
| BESTE-DEHÂN: | f. Dili bağlı. Ağzı kapalı, susan, sükût eden. |
| BESTE-DEM: | f. Nefesi tutulmuş. |
| BESTE-GÎ: | f. Bağlılık. Kapalılık. |
| BESTE-KÂR: | Besteliyen. Besteci. |
| BESTE-LEB: | f. Dudağı kapalı. |
| BESTE-RAHİM: | f. Çocuk doğuramayan, kısır kadın. |
| DEM-BESTE: | f. Sesi soluğu kesilmiş, susmuş. |
| DER-BEST(E): | f. Kapalı kapı. * Kapanmış susmuş. |
| DEST-BESTE: | f. El bağlamış, eli bağlı. |
| DİL-BESTE: | f. Kalbi bağlı, âşık. |
| ENBESTE: | f. Koyulaşmış, katılaşmış, sıvılığını kaybetmiş. * Uyuşmuş, miskinleşmiş insan. |
| ENBESTE-DEM: | f. Miskin, uyuşuk kişi. Tenbel, gayretsiz kimse. |
| GERDEN-BESTE: | f. Boynu bağlı. İtâatli. Boyun eğmiş. |
| JENG-BESTE: | f. Paslı, kirli, küflü, pas tutmuş. |
| KEMERBESTE: | f. Kuşak bağlamış, hazır olmuş. Hazır olup emri bekler hâlde olan. |
| KEMERBESTE-İ UBUDİYET: | Cenab-ı Hakkın huzuruna çıkıp, kollarını önden bağlar şekilde, emre hazır vaziyette bekleyip, kulluğunu ifâde ve ilân etmek. (Namazdaki gibi) |
| KİYAHBESTE: | f. Ot bitmiş, ot yetişmiş. |
| LEBBESTE: | (Leb-beste) f. Ağzı bağlı. Susan, konuşmayan. |
| MİYANBESTE: | f. Bel bağlamış. * Mc: Hemen işe hazır. |
| PÂ-BESTE: | f. Ayağı bağlı. Hareketsiz. |
| PAYBESTE: | f. Hareketsiz. Ayağı bağlı. |
| SAFBESTE: | Saf bağlamış, saf olmuş. |
| SAFBESTE-İ HAREKET: | Harekete geçmek üzere saf bağlayıp hazır olan. |
| SAFF-BESTE: | f. Saf bağlamış, saf olmuş. |
| SERBEST: | f. Kayıtsız. Başıboş. İstediği gibi hareket edebilen. * Sıkılmayan. * Engelsiz. |
| SERBESTÂNE: | f. Serbestçe. |
| SERBESTE: | f. Başı bağlı. * Gizli, kapalı, örtülü. |
| SERBESTÎ: | f. Serbestlik. |
| SERBESTİYET: | f. Serbestlik. Serbest oluş. |
| ÜMİDBESTE: | f. Ümitlenmiş, ümit bağlamış. |
| VABESTE: | f. Bağlı, mütevakkıf, olması bir şeye bağlı olan.(Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. M.) |
| YAHBESTE: | Buz tutmuş, donmuş, buz bağlamış. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BESTA : | Uzunluk, bolluk, genişlik. Yaygın olmak. |
| BES : | f. Kâfi. Yeter. Yetişir. (Allah bes, gayri heves) |
| BERK-ÂSÂ : | şimşek gibi. Berk gibi. |