Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BEVAHEN: | Belli olarak, âşikar. |
| İçerisinde 'BEVAHEN' geçenler | |
| İçerisinde 'BEVAHEN' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BEVAHE : | (Bûhe. C.) Dişi baykuşlar. * Çakır doğan kuşları. * Ahmak, ebleh adamlar. |
| BEVAH : | Aşikâr, meydanda, belli. Herkesin gözleri önünde. |
| BEVA' : | Benzer, beraber, eş, denk. * Hazır etmek. * Doğrulanmak. * Nüzul etmek, inmek. |
| BEV : | Deve yavrusunun derisi. (Bunu samanla doldurup anasına gösterirler. tâ ki sağılmaktan kaçmasın diye.) BEV : Geri çekmek. * Lâyık olmak. * İkrar etmek. |
| BERK-ÂSÂ : | şimşek gibi. Berk gibi. |