Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| BEYAZÎ: | Aklık, beyazlık. Uzunluğuna açılan yazma kitap. Sığır dili. |
| İçerisinde 'BEYAZÎ' geçenler | |
| İçerisinde 'BEYAZÎ' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| BEYAZ : | Aklık, beyazlık. * Aydınlık. * Yumurta akı. * Müsveddenin temize çekilmesi.(Aynada saçıma baktıkça, beyaz kıllar bana diyorlar: "Dikkat et!" İşte o beyaz kılların ihtariyle vaziyet tavazzuh etti. Baktım ki; çok güvendiğim ve ezvakına meftun olduğum gençlik elveda diyor ve muhabbetiyle pek çok alâkadar olduğum hayat-ı dünyeviye sönmeğe başlıyor ve pekçok alâkadar ve âdeta âşık olduğum dünya, bana "Uğurlar olsun" deyip, misafirhâneden gideceğimi ihtar ediyor. L.) |
| BEYA : | f. Dolu, dolmuş. * Kapı, girilecek yer. |
| BEY' : | Satmak. * Fık: Bir malı diğer bir mal ile değiştirmek. |
| BERK-ÂSÂ : | şimşek gibi. Berk gibi. |