Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
CİLVE: Esmâ-i İlâhînin tecellisi.
Tecelli.
Güzellere yakışır duruş ve davranış. Dilberâne hareket. Naz ve edâ. Hoşa giden görünüş.
CİLVE-İ İRÂDE: İrâde ve kasdı gösteren tezahür ve tecelli. Cenab-ı Hakkın kendi bizzat isteği ve iradesiyle yaptığını gösteren oluş ve intizam, mükemmeliyet. (İnsanın nasıl ruhu bütün cesedine özel bir münasebeti var ki: Bütün âzâsını ve eczasını birbirine yardım ettirir. Yani: İrade-i İlâhiye cilvesi olan evâmir-i tekviniyeye ve o emirden vücud-u haricî giydirilmiş bir kanun-u emrî ve lâtife-i Rabbaniye olan ruh onların idaresinde onların manevî seslerini hissetmesinde ve hâcatlarını görmesinde birbirine mâni olmaz, ruhu şaşırtmaz. S.)
CİLVEGÂH: (Cilve-geh) f. Cilve edilecek yer, cilve yeri.
CİLVEGER: f. Cilve ve naz eden. Cilveli.
Tecelli eden.
CİLVEKÂR: f. Cilveli. Nâzenin.
CİLVEKÜNÂN: f. Cilve yaparak.
CİLVENÜMÂ: f. Cilve yapan, cilve gösteren, cilve eden.
CİLVESAZ: f. Cilveli. Nazlı. Gönül alan.
CİLVEZET: Mâni olmak. Men'etmek.
İçerisinde 'CİLVE' geçenler
CİLVE-İ İRÂDE: İrâde ve kasdı gösteren tezahür ve tecelli. Cenab-ı Hakkın kendi bizzat isteği ve iradesiyle yaptığını gösteren oluş ve intizam, mükemmeliyet. (İnsanın nasıl ruhu bütün cesedine özel bir münasebeti var ki: Bütün âzâsını ve eczasını birbirine yardım ettirir. Yani: İrade-i İlâhiye cilvesi olan evâmir-i tekviniyeye ve o emirden vücud-u haricî giydirilmiş bir kanun-u emrî ve lâtife-i Rabbaniye olan ruh onların idaresinde onların manevî seslerini hissetmesinde ve hâcatlarını görmesinde birbirine mâni olmaz, ruhu şaşırtmaz. S.)
CİLVEGÂH: (Cilve-geh) f. Cilve edilecek yer, cilve yeri.
CİLVEGER: f. Cilve ve naz eden. Cilveli. * Tecelli eden.
CİLVEKÂR: f. Cilveli. Nâzenin.
CİLVEKÜNÂN: f. Cilve yaparak.
CİLVENÜMÂ: f. Cilve yapan, cilve gösteren, cilve eden.
CİLVESAZ: f. Cilveli. Nazlı. Gönül alan.
CİLVEZET: Mâni olmak. Men'etmek.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
CİLVE-İ İRÂDE : İrâde ve kasdı gösteren tezahür ve tecelli. Cenab-ı Hakkın kendi bizzat isteği ve iradesiyle yaptığını gösteren oluş ve intizam, mükemmeliyet. (İnsanın nasıl ruhu bütün cesedine özel bir münasebeti var ki: Bütün âzâsını ve eczasını birbirine yardım ettirir. Yani: İrade-i İlâhiye cilvesi olan evâmir-i tekviniyeye ve o emirden vücud-u haricî giydirilmiş bir kanun-u emrî ve lâtife-i Rabbaniye olan ruh onların idaresinde onların manevî seslerini hissetmesinde ve hâcatlarını görmesinde birbirine mâni olmaz, ruhu şaşırtmaz. S.)
CİLVAH : Geniş ve dolu olan deve.
CİL : Cemaat, insan güruhu. Millet. Boy, aşiret, kuşak.
CİAL : (C.: Cüul) Ocaktan çömlek ve tencere gibi sıcak şeyleri tutup indirmekte kullanılan bez.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...