Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
CAN: f. Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun kendisi değil, bunların tezahürleri yani olay haline gelen tesirleridir. Deney ilimlerinin vazifesi bu olaylar arasındaki ilişkinin değişmeyen tarafını bulmaktır. Bunun ötesinde ilmin söyleyeceği bir sözü yoktur. Buna rağmen bazı kendini bilmez cahiller, ilim adını kötüye kullanarak ilmin sustuğu yerde kendileri konuşuyor ve hayat ve ruhu madde ile açıklamaya kalkışıyorlar. Oysa maddenin de ne olduğunu biliyor değildirler. Biz müslümanlar madde gibi hayat ve ruhun da Allah'ın kudretinin eserleri olduğunu biliyor, birini diğerinin yerine koymuyoruz. Allah görünen ve görünmeyen âlemler yaratmıştır. Onun kudretinin ve yaratmasının sınırı yoktur. Madde, yarattıklarının sadece bir çeşitidir. Varlığı maddeden ibaret sanmak aklı gözüne inmiş olan akılsızların batıl bir inancıdır.
Mc: Sevgili, dost.
CANA: f. Ey sevgili! Ey can!
CAN-AFERİN: f. Yaratıcı.
CANAN: f. Sevgili, güzel, sâhib-i cemâl.
Canlar, ruhlar.
CANAVAR: f. Can alıcı, kahredici.
Vahşi, yırtıcı hayvan. Kurt.
CAN-AVER: Zihayat, canlı, yaşayan. Hayatdar.
Domuz, canavar, hınzır.
Zararlı hayvan.
CAN-AZAR: f. Can yakan, can inciten, eziyet veren. Acı çektiren.
CAN-BAHŞ: f. Hayat bağışlayan, can veren. Sevgili. Cenâb-ı Hak. Allah.
CANBAZ: (C.: Canbazan) Can ile oynayan, canını tehlikeye koyan, canbaz.
Hayvan alış-verişi ile uğraşan kimse.
Aldatan, hilekâr, hile yapan.
Eskiden atlı fedai asker.
CANBELEB: Ölecek halde, canı dudakta.
CANDADE: f. Bir şeye candan bağlanmış. Can vermiş, candan bağlanan.
CANDANE: f. Tepe ile alın arasındaki yer, bıngıldak. Beyin.
CANDAR: f. Diri, canlı, zihayat, ziruh.
Silâhlı kimse.
Muhafız, koruyucu, emniyet memuru.
Yol yiyeceği, azık.
CANE: f. Silah.
CAN-EFŞAN: f. Bir dâvâ uğrunda canını veren, canını feda eden.
CAN-FERSA: f. Can dayanamıyacak derecede.
CANFEZA: Gönüle ferahlık veren, can artıran.
Ayın 23. gününe verilen ad.CAN-GÂH $_ : f. Can evi.
Can azaltıcı.
CAN-GEZA: f. Ruh sıkıcı, can sıkıcı. Tehlikeli olan, öldürücü.
CAN-GÎR: f. Can sıkıcı, ruh sıkıcı.
CAN-GÜZAR: f. Cana dokunan, candan geçer olan.
CANHIRAŞ: f. Dayanamıyacak derecede acı ve keder veren.
CANİ: Cinayet işlemiş olan. Birisini öldürmüş veya yaralamış bulunan. Caniler nasıl haksız yere insanı öldürüyorlar ve onların hayatlarına son veriyorlarsa; kâfirler, inkârcılar, dinsizler de birer cani sayılırlar. Çünkü Allah'ın eserleri olan canlı ve cansız varlıklar onun sonsuz kudretini, ilmini, iradesini, rahmetini ilân edip dururlarken inkârcılar bunları tesadüfün, maddenin, tabiatın ve sebeplerin eseri sayıyor ve mânasız, gayesiz şeylermiş gibi göstererek onları mânen öldürüyor, sayısız cinayetler işliyorlar. Demek ki inkârcıların bu cinayetlerinin hesabını verecekleri bir mahkeme var ve olacaktır. (Bak: Ceza)
CANÎ: f. Candan sevilen.
CANİB: f.Yan, yön. Cihet, taraf. Yüksek taraf.
CANİBEYN: İki taraf, iki cânib, iki yan.
CANİH(A): (Cünha. dan) Suç işlemiş, mücrim, cinayet işleyen.
CANİHA: Bir tarafa meyleden veya bir cenahı tutan.
Göğüs altındaki iyeği.
CANİŞİN: Birinin yerine geçen, birinin yerine vekâlet eden. Vekil.
CANKURTARAN: t. Ölüm tehlikesinde olanları kurtarmak için kullanılan vasıta.
Hasta ve yaralıları hastahaneye taşıyan otomobil. Ambulans.
CANN: Ateşten mahlûk cinlerin babası olan.
Bir beyaz yılan cinsi.
Cin taifesi. İnsanlardan evvel yaratılan bir nevi mahlûklar, cinler. (Bak: Cinn)
CAN-NİSAR: f. Canını harcayan, canını fedâ eden.
CANPERVER: f. Kalbi ferahlandıran. Ruha hoş gelen.
CANRÜBA: f. Gönül alan, gönül kapan dilber.
CANSİPER: (Cansupâr): f. Canını feda eden.
CANSİPERANE: f. Canını feda edercesine.
CAN-SİTAN: f. Can çıkarıcı, ruh alıcı. İnsana bela olan. Güzel.
CANSUZ: f. Can yakıcı, yürek tutuşturan.
CANŞİKÂF: f. Can yaralayıcı, can yırtıcı.
CANŞİKÂR: f. Öldürücü.
Mc: Can avlayan veya öldüren. Sevgili, mahbub.
CAN-ŞİKEN: f. Azrâil (A.S.)
İçerisinde 'CAN' geçenler
ABDULKAHİR-İ CÜRCANÎ: (Bak: Cürcanî)
ACAN: f. Polis: Emniyet mensubu
ADÜVV-İ CÂN: Can düşmanı.
AHEN-CÂN: f. Demir canlı. * Katı yürekli. * Sabırlı, tahammüllü.
AHŞİCAN: (Ahşic. C.) f. Zıtlar. Dört unsur. (Toprak, su, ateş, hava.)
ÂRÂM-I CÂN: Gönül rahatı. * Sevgili, sevilen güzel.
ARECAN: Aksak ve topal kişinin yürümesi.
BABACAN: Biraz kalender davranışlı, cana yakın.
BADİNCAN: f. Patlıcan.
BEZL-İ CAN: Canını esirgemeden vermek.
BÎ-CAN: f. Ruhsuz, cansız.
BİM-İ CÂN: Can korkusu, ölüm korkusu.
CANA: f. Ey sevgili! Ey can!
CAN-AFERİN: f. Yaratıcı.
CANAN: f. Sevgili, güzel, sâhib-i cemâl. * Canlar, ruhlar.
CANAVAR: f. Can alıcı, kahredici. * Vahşi, yırtıcı hayvan. Kurt.
CAN-AVER: Zihayat, canlı, yaşayan. Hayatdar. * Domuz, canavar, hınzır. * Zararlı hayvan.
CAN-AZAR: f. Can yakan, can inciten, eziyet veren. Acı çektiren.
CAN-BAHŞ: f. Hayat bağışlayan, can veren. Sevgili. Cenâb-ı Hak. Allah.
CANBAZ: (C.: Canbazan) Can ile oynayan, canını tehlikeye koyan, canbaz. * Hayvan alış-verişi ile uğraşan kimse. * Aldatan, hilekâr, hile yapan. * Eskiden atlı fedai asker.
CANBELEB: Ölecek halde, canı dudakta.
CANDADE: f. Bir şeye candan bağlanmış. Can vermiş, candan bağlanan.
CANDANE: f. Tepe ile alın arasındaki yer, bıngıldak. Beyin.
CANDAR: f. Diri, canlı, zihayat, ziruh. * Silâhlı kimse. * Muhafız, koruyucu, emniyet memuru. * Yol yiyeceği, azık.
CANE: f. Silah.
CAN-EFŞAN: f. Bir dâvâ uğrunda canını veren, canını feda eden.
CAN-FERSA: f. Can dayanamıyacak derecede.
CANFEZA: Gönüle ferahlık veren, can artıran. * Ayın 23. gününe verilen ad.CAN-GÂH $_ : f. Can evi. * Can azaltıcı.
CAN-GEZA: f. Ruh sıkıcı, can sıkıcı. Tehlikeli olan, öldürücü.
CAN-GÎR: f. Can sıkıcı, ruh sıkıcı.
CAN-GÜZAR: f. Cana dokunan, candan geçer olan.
CANHIRAŞ: f. Dayanamıyacak derecede acı ve keder veren.
CANİ: Cinayet işlemiş olan. Birisini öldürmüş veya yaralamış bulunan. Caniler nasıl haksız yere insanı öldürüyorlar ve onların hayatlarına son veriyorlarsa; kâfirler, inkârcılar, dinsizler de birer cani sayılırlar. Çünkü Allah'ın eserleri olan canlı ve cansız varlıklar onun sonsuz kudretini, ilmini, iradesini, rahmetini ilân edip dururlarken inkârcılar bunları tesadüfün, maddenin, tabiatın ve sebeplerin eseri sayıyor ve mânasız, gayesiz şeylermiş gibi göstererek onları mânen öldürüyor, sayısız cinayetler işliyorlar. Demek ki inkârcıların bu cinayetlerinin hesabını verecekleri bir mahkeme var ve olacaktır. (Bak: Ceza)
CANÎ: f. Candan sevilen.
CANİB: f.Yan, yön. Cihet, taraf. Yüksek taraf.
CANİBEYN: İki taraf, iki cânib, iki yan.
CANİH(A): (Cünha. dan) Suç işlemiş, mücrim, cinayet işleyen.
CANİHA: Bir tarafa meyleden veya bir cenahı tutan. * Göğüs altındaki iyeği.
CANİŞİN: Birinin yerine geçen, birinin yerine vekâlet eden. Vekil.
CANKURTARAN: t. Ölüm tehlikesinde olanları kurtarmak için kullanılan vasıta. * Hasta ve yaralıları hastahaneye taşıyan otomobil. Ambulans.
CANN: Ateşten mahlûk cinlerin babası olan. * Bir beyaz yılan cinsi. * Cin taifesi. İnsanlardan evvel yaratılan bir nevi mahlûklar, cinler. (Bak: Cinn)
CAN-NİSAR: f. Canını harcayan, canını fedâ eden.
CANPERVER: f. Kalbi ferahlandıran. Ruha hoş gelen.
CANRÜBA: f. Gönül alan, gönül kapan dilber.
CANSİPER: (Cansupâr): f. Canını feda eden.
CANSİPERANE: f. Canını feda edercesine.
CAN-SİTAN: f. Can çıkarıcı, ruh alıcı. İnsana bela olan. Güzel.
CANSUZ: f. Can yakıcı, yürek tutuşturan.
CANŞİKÂF: f. Can yaralayıcı, can yırtıcı.
CANŞİKÂR: f. Öldürücü. * Mc: Can avlayan veya öldüren. Sevgili, mahbub.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
CANA : f. Ey sevgili! Ey can!
CÂ : f. Yer. Mekân. Mevki.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...