Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| CEBEL: | Dağ, yüksek tepe. Mc: Bir kavmin meşhuru ve büyüğü, âlim ve fâzıl kimse. |
| CEBEL-İ ARAFAT: | Arafat Dağı. |
| CEBEL-ÜN NUR: | Mekke dağlarından, Hira veya Hırra veya Harra Dağı. Peygamberimize (A.S.M.) ilk vahyin geldiği dağ. |
| CEBELİSTAN: | f. Dağlık, dağlık yer. |
| İçerisinde 'CEBEL' geçenler | |
| CEBEL-İ ARAFAT: | Arafat Dağı. |
| CEBEL-ÜN NUR: | Mekke dağlarından, Hira veya Hırra veya Harra Dağı. Peygamberimize (A.S.M.) ilk vahyin geldiği dağ. |
| CEBELİSTAN: | f. Dağlık, dağlık yer. |
| KAİD-ÜL CEBEL: | Dağın çıkıntısı, burnu. |
| MUAZ İBN-İ CEBEL: | (Ebu Abdurrahman el Ensarî) Ashâb-ı Kirâm arasında hürmetle yâd olunan büyük fakihlerdendir. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sağlığında Kur'an-ı Kerim'i cem'edip ezberleyen bahtiyarlardandır. Peygamberimiz, "Kur'ânı, Muaz İbn-i Cebel'den alınız" buyurmuştur. 157 hadis rivâyet etmiştir. Ürdün nâhiyesinde otuz yaşında olduğu hâlde ebediyete intikal etti. (R.A.) |
| VERA-İ CEBEL: | Dağın arkası. |
| ZİRVE-İ CEBEL: | Dağ tepesi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| CEBEL-İ ARAFAT : | Arafat Dağı. |
| CEBE' : | Kuyu içinden çıkan toprak ki, etrafına öbek öbek dökerler. |
| CEB' : | (C.: Cebeât) Kızıl mantar.* (C.: Ecbu) Nakir dedikleri ağzı dar kap ki, içine su koyarlar. * Tehir etmek, sonraya bırakmak. |
| CENNET-ÂSÂ : | Cennet gibi. |