Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
CEDD: Babanın babası veya ananın babası.
Büyüklük, azimlik.
Kat'edip geçmek.
Tâli'li olmak.
Kesmek.
CEDD-İ EMCED: En büyük cedd. En yaşlı, en büyük baba.
CEDDA': Küçük memeli kadın.
Susuz çöl.
CEDDAT: (Cedde. C.) Nineler. Büyük anneler, anneanneler, babaanneler.
CEDDE: (C.: Ceddât) Büyük vâlide. Annâne, nine.
Yeni olmak.
CEDDE-İ FÂSİDE: Ananın anası, anneanne.
CEDDE-İ SAHİHA: Babanın anası, babaanne.
İçerisinde 'CEDD' geçenler
CEDD-İ EMCED: En büyük cedd. En yaşlı, en büyük baba.
CEDDA': Küçük memeli kadın. * Susuz çöl.
CEDDAT: (Cedde. C.) Nineler. Büyük anneler, anneanneler, babaanneler.
CEDDE: (C.: Ceddât) Büyük vâlide. Annâne, nine. * Yeni olmak.
CEDDE-İ FÂSİDE: Ananın anası, anneanne.
CEDDE-İ SAHİHA: Babanın anası, babaanne.
EBEN AN-CEDD: Babadan, dededen.
HAZİNE-İ TECEDDÜD: Yenilik hazinesi. Çok yeniliklere sebeb olan.
MÜCEDDA': Burnu ve kulağı kesilmiş.* Başı yanmış olan ot.
MÜCEDDED: Kullanılmamış. Yeni. Yenilenmiş.
MÜCEDDEDEN: Yeni baştan. Yeni ve mücedded olarak.
MÜCEDDİD: Yenileyen. Yenileyici. Hadis-i sahihle bildirilen, her yüz yıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük âlim ve Peygamberin (A.S.M.) vârisi olan zât.(Ashab-ı Kütüb-ü Sitte'den İmam-ı Hâkim Müstedrek'inde ve Ebu Dâvud Kitab-ı Sünen'inde, Beyhakî Şuab-ı İman'da tahriç buyurdukları: $Yâni: "Her yüz senede Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor." S.T.)(Her asır başında hadisçe geleceği tebşir edilen dinin yüksek hâdimleri; emr-i dinde mübtedi' değil, müttebi'dirler. Yâni, kendilerinden ve yeniden bir şey ihdas etmezler, yeni ahkâm getirmezler. Esasat ve ahkâm-ı diniyeye ve sünen-i Muhammediyeye (A.S.M.) harfiyen ittiba' yoliyle dini takvim ve tahkim ve dinin hakikat ve asliyetini izhar ve ona karıştırılmak istenilen ebatılı ref' u ibtal ve dine vâki tecavüzleri red ve imha ve evamir-i Rabbaniyeyi ikame ve ahkâm-ı İlâhiyenin şerafet ve ulviyetini izhar ve ilân ederler. Ancak tavr-ı esasîyi bozmadan ve ruh-u aslîyi rencide etmeden yeni izah tarzlariyle, zamanın fehmine uygun yeni iknâ usulleriyle ve yeni tevcihat ve tafsilât ile ifa-i vazife ederler. ş.)
MÜCEDDİD-İ ELF-İ SÂNİ: "İkinci bin senesinin müceddidi" demek olan bu tabir, İmam-ı Rabbani Ahmed-i Farukî Hazretlerinin nâmıdır. (Bak: Ahmed-i Farukî)
MÜCEDDİDANE: f. Müceddide yakışır surette. Yenilik yapana yakışır şekilde.
MÜCEDDİDÎN: (Müceddid. C.) Müceddidler. Yenilik yapanlar.
MÜTECEDDİD: Yenilenen, eski iken yenilenmiş olan.
MÜTECEDDİDÎN: (Müteceddid. C.) Yenileşenler, teceddüd edenler.
TECEDDÜD: Tazelenme. Yenilenme. (Bak: Müceddid)TECEFFÜF : Kuruma, kuruyup katılaşma.
ZEL-CEDD: Kudret, kuvvet, azamet ve büyüklük sâhibi. (Bak: Cedd)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
CEDD-İ EMCED : En büyük cedd. En yaşlı, en büyük baba.
CED' : Burun, kulak, el kesmek. * Hapsetmek.
CENNET-ÂSÂ : Cennet gibi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...