Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
CELİ: Parlak, açık, âşikâr, meydanda.
Kur'an harfleri ile yazılan bir çeşit yazı.
CELİB: Satmak için bir yerden toplanılan şeyler.
Esir, köle, cariye. Satılık esir.
CELİD: Fazla celâdetli, bahadır.
Rutûbetli, kırağı, çiğ.
Buz.
CELİL: Celâlet ve celâdet sâhibi. Azîm, mertebesi yüksek.
CELİL-ÜŞ-ŞÂN: şan ve şerefi pek büyük.
CELİS: Galiz, kaba nesne. Büyük ve sağlam olan şey.
CELİS: Ekseri bir yerde oturan. Arkadaş. Birlikte oturan.
CELİYYAT: (Celi. C.) Aşikâr, açık, aleni, meydandaki şeyler.
CELİL-ÜŞ-ŞÂN: Şan ve şerefi pek büyük.
İçerisinde 'CELİ' geçenler
CELİB: Satmak için bir yerden toplanılan şeyler. * Esir, köle, cariye. Satılık esir.
CELİD: Fazla celâdetli, bahadır. * Rutûbetli, kırağı, çiğ. * Buz.
CELİL: Celâlet ve celâdet sâhibi. Azîm, mertebesi yüksek.
CELİL-ÜŞ-ŞÂN: şan ve şerefi pek büyük.
CELİS: Galiz, kaba nesne. Büyük ve sağlam olan şey.
CELİS: Ekseri bir yerde oturan. Arkadaş. Birlikte oturan.
CELİYYAT: (Celi. C.) Aşikâr, açık, aleni, meydandaki şeyler.
CELİL-ÜŞ-ŞÂN: Şan ve şerefi pek büyük.
ECELİYYET: Sonradan vukuu şüphesiz olan hâdise.
HAFİYY Ü CELÎ: Gizli ve âşikâr.
İCRAAT-I CELİLİYE: Allah (C.C.)ın celalî sıfatına yani, kibriya ve azametine delâlet eden, kudret-i hakkı ile hâsıl olan icraatı.
MÜNCELİ: Parlayan, meydana çıkıp görünen.
NAZM-I CELİL: Pek büyük kıymetli nazm edilmiş güzel söz. * Kur'an-ı Kerim'in bir vasfı. * Celil olan Cenab-ı Hakk'ın nazmı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
CELİB : Satmak için bir yerden toplanılan şeyler. * Esir, köle, cariye. Satılık esir.
CELÂ : Parlak, ruşen. Zâhir, açık.
CENNET-ÂSÂ : Cennet gibi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...