Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
CERRE: (C.: Cürr-Cirar) Topraktan yapılan desti ve bardak.
Ağaçtan yaptıkları su kabı.
CERRE ÇIKMA: Eski zamanda medrese talebelerinin, mübarek üç aylar olan Receb, Şaban ve Ramazanda köylere dağılıp halka, ahaliye dini nasihatlarda bulunmak, namaz kıldırmak veya müezzinlik etmek suretiyle para ve erzak toplamaları.
İçerisinde 'CERRE' geçenler
BÂ-İ CERRE: Arabçada kendinden sonraki kelimeyi "esre" okutan bâ. (Bismillâhi'deki gibi).
CERRE ÇIKMA: Eski zamanda medrese talebelerinin, mübarek üç aylar olan Receb, Şaban ve Ramazanda köylere dağılıp halka, ahaliye dini nasihatlarda bulunmak, namaz kıldırmak veya müezzinlik etmek suretiyle para ve erzak toplamaları.
HURUF-U CERRE: (Bak: Harf-i Cer)
HÜSN-Ü MÜCERRED: Gayr olsun olmasın bizzat güzel olan şey. Bazı âza veya çizgilerin mütenasib terkib ve tertibiyle hâsıl olan hüsün, hüsn-ü mücerred değildir. Şartları zâil olsa, hüsün de zâil olur. Fakat, vücud, hayat, iman gibi varlıklar hüsn-ü mücerreddir ve bizzat güzeldirler. Güzellikleri başka şeylere bağlı değildir. * Hariçte maddi vücudu olmayan, ancak aklen mevsufsuz düşünülebilen hüsün ve zihnen anlaşılan güzellik.
KAVL-İ MÜCERRED: Delilsiz söz.
MECERRE: (Mecerret-üs Sema) Kehkeşan, Samanyolu denilen büyük, parlak yıldız kümesi.
MİCERRE: (C: Mecirr) Yer düzeltilen sürgü. * Demir kürek. ("Bel" denir)
MÜCERREB: Tecrübe olunmuş. Sınanmış. Denemesi yapılmış. Ahvâl ve tavırları tecrübe edilmiş. * Makbul.
MÜCERREBÂN: (Mücerreb. C.) Denenmiş ve tecrübe olunmuşlar. Sınanmış olanlar.
MÜCERREBÂT: (Mücerreb. C.) Tecrübe olunmuş ve denenmiş şeyler.
MÜCERREBÂT-I YAKÎNİYYE: İyice edinilmiş tecrübeler.
MÜCERRED: (C.: Mücerredât) Yalnız, tek. * Hâlis, saf, katışıksız, karışık olmayan. Tek başına. * Çıplak, soyulmuş. * Tek başına yaşayan, evlenmemiş, bekâr. * Edb: Kur'ân yazısında noktasız harflerle yazılı mensur veya manzume. Bu şekil yazıya mahzuf veya mühmel de denir. * Fls: Müşahhas olmayan. Vücuda gelmiş eşya ve ef'âlin şekil ve suretlerinden ayrı olarak düşünülen her keyfiyet ve mefhuma veya nisbet mefhumuna denir. Bunun zıddı müşahhasıdır ki, eşyanın bütün vasıfları ile zihinde husulüdür. (Bak: Mücahede - Tecerrüd)
MÜCERREDÂT: (Mücerred. C.) Mücerred mefhumlar. Mücerredler.
MÜCERREDÂT-I SIRFE: Mücerredin ta kendisi, en mücerred olan.
MÜCERREME: Tamam manasına gelir bir isimdir. Meselâ: Sene-i mücerreme, sene-i tâmme demektir.
MÜCERRESE: Defalarca binilmeye alışmış ve sınanmış olan deve.
SÜLASÎ MÜCERRED: Gr: Üç harfli aslî kelime kökü.
ÜSLUB-U MÜCERRED: (Sade üslub) Bu üslupta tabiîlik, akıcılık, selâset, kısalık, mânâ ve maksada kifayet sıfatları vardır. Bu üslup, âlet ilimlerinde, ders kitablarında, konuşmalarda ve beşerî muamelelerde kullanılır.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
CERRE ÇIKMA : Eski zamanda medrese talebelerinin, mübarek üç aylar olan Receb, Şaban ve Ramazanda köylere dağılıp halka, ahaliye dini nasihatlarda bulunmak, namaz kıldırmak veya müezzinlik etmek suretiyle para ve erzak toplamaları.
CERR : Kendine doğru çekmek. Çekmek. Cezb. * Para almak. * Uçurum. * Kale hendeği.
CER' : Suyu yudumlayarak içme.
CENNET-ÂSÂ : Cennet gibi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...