| Kelime | Anlam |
|---|
| CEVV: | Yer ile gök arası. Gök boşluğu. Fezâ. Ev veya odanın içi. |
| CEVV-İ HEVÂ: | Hava boşluğu. |
| CEVV-İ SEMÂ: | Gökyüzü. Gök boşluğu. Fezâ. (Cevv-i âsuman da denir.) |
| CEVVAD: | (Bak: Cevâd) |
| CEVVAL: | Dâim hareket hâlinde olan. |
| CEVVAZ: | Malı toplayıp hayır ve tasadduk etmeyen kimse. |
| CEVVÎ: | Gök boşluğuna âit. Cevve dâir. |
| İçerisinde 'CEVV' geçenler |
|---|
| CEVV-İ HEVÂ: | Hava boşluğu. |
| CEVV-İ SEMÂ: | Gökyüzü. Gök boşluğu. Fezâ. (Cevv-i âsuman da denir.) |
| CEVVAD: | (Bak: Cevâd) |
| CEVVAL: | Dâim hareket hâlinde olan. |
| CEVVAZ: | Malı toplayıp hayır ve tasadduk etmeyen kimse. |
| CEVVÎ: | Gök boşluğuna âit. Cevve dâir. |
| İLM-İ AHVÂL-İ CEVV: | Meteoroloji. |
| MÜCEVVEF: | (Cevf. den) Kovuk, içi boş şey. İçi oyuk. |
| MÜCEVVER: | (Cevr. den) Zor ve sıkı altında bulundurulmuş. |
| MÜCEVVEZ: | (Cevaz. dan) Câiz görülüp izin verilmiş. |
| MÜCEVVEZE: | Eskiden başa giyilen resmi kavuk. |
| MÜCEVVİD: | (Tecvid. den) Kur'ân-ı Kerim'i tecvid usulüne göre okuyan ve tecvidi iyi bilen kimse. |
| MÜTECEVVİF: | İçi boşalan, koflaşan, kovuk olan, tecevvüf eden. |
| MÜTECEVVİZ: | Sözü mecazla söyliyen. Mecazlı konuşan. * Caiz olmayan şeyi caiz gören. |
| MÜTECEVVİZANE: | f. Mecazlı konuşarak, mecazlı söz söyleyerek. * Caiz olmayan şeyi caiz görürcesine. |
| MÜTECEVVİZÎN: | (Mütecevviz. C.) Mecazlı konuşanlar. Mecazlı söz söyleyenler. * Caiz olmayan şeyleri caiz görenler. |
| ŞU'LE-İ CEVVAL: | Daim hareket ederek etrafına ışık saçan parıltı. |
| TECEVVU': | (Cu'. dan) İsteyerek aç kalma. Açlık çekme. |
| TECEVVÜF: | İçi boş olma, kovuk olma. * İçine işleme. Nüfuz eyleme. |
| TECEVVÜZ: | (C.: Tecevvüzât) (Cevaz. dan) Sözü mecaz olarak söyleme. * Caiz olmayanı caiz görme. Cevaz verip yapılmasını uygun görme. |
| TECEVVÜZEN: | Mecaz yoluyla. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| CEVV-İ HEVÂ : | Hava boşluğu. |
| CEV : | f. Arpa. |
| CENNET-ÂSÂ : | Cennet gibi. |