Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| DÂLL-İ Bİ-L FEHVÂ: | (Dâllibilfehvâ) Fık: Söylenen sözün veya ifâdelerin hülâsasından çıkan mânaya göre delil ve işaret olmak. |
| İçerisinde 'DÂLL-İ Bİ-L FEHVÂ' geçenler | |
| İçerisinde 'DÂLL-İ Bİ-L FEHVÂ' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| DÂLL-İ Bİ-L İBARE : | (Dâllibilibâre) Fık: Bir ifade veya sözden muayyen bir mânanın ve hükmün anlaşılması. Meselâ: "Zekât, müslümanların fakirlerine verilir, hiçbir zengine verilmez" ibaresi zekâtın yalnız müslüman fakirlere verileceğine delâlet-i mutabıkıyye ile delâletidir. Zengin olan belli şahıslara da verilemeyeceğine delâlet-i tazammuniye ile delâlet eder. Zekât hususunda, zenginler ile fakirler arasında fark bulunduğuna da delâlet-i iltizamiye ile delâlet eder. (Ist. Fık. K.) |
| DALL : | Azan. Azıcı, azdırıcı. Dalalette olan. |
| DAL : | Ağacın ilk verdiği kol. * Kur'ân hattiyle yazılan () harfinin okunuşu (Ebcedi değeri dörttür.) Noktasız olduğundan "dâl-i mühmele" de denir. |
| DA' : | Arabçada "bırak" mânasına emirdir. Meselâ: |