Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| DİDE: | f. Göz, ayn, çeşm. Görmek. Gözcü. Göz bebeği. Göz ucu. |
| DİDE-BÂN: | Gözcü, bekçi, nöbetçi. |
| DİDE-GİRYAN: | Teessürle ağlayan göz. Ağlayarak. |
| İçerisinde 'DİDE' geçenler | |
| ATEŞ-DİDE: | f. Ateş görmüş, ateşten geçmiş. * Mc: Büyük ıztırab çekmiş ve tecrübe geçirmiş adam. |
| AVERDİDE: | f. Saldırılmış, hücum edilmiş. |
| AZAR-DİDE: | f. Zulüm görmüş. Küskün. |
| BELÂ-DİDE: | f. Belâ görmüş, belâya çatmış. |
| BENDİDE: | f. Esir, köle. * Bağlı, bağlanmış. |
| CEFA-DİDE: | f. Cefa çekmiş, cefa görmüş. |
| CİHAN-DİDE: | f. Cihanı görmüş. Tecrübeli. * Meşhur, nâmdar. |
| DİDE-BÂN: | Gözcü, bekçi, nöbetçi. |
| DİDE-GİRYAN: | Teessürle ağlayan göz. Ağlayarak. |
| DÜ-DİDE: | f. İki göz. |
| EDEBİYAT-I CEDİDE: | 1896 - 1901 tarihleri arasında Avrupa te'siri ile meydana gelen edebiyat cereyanına verilen isim. Yeni edebiyat. Servet-i Fünun Edebiyatına verilen ad. |
| EFRAD-I ADÎDE: | Çok kalabalık fertler. |
| EMKİNE-İ CEDİDE: | Yeni evler. |
| ESBAB-I MÜŞEDDİDE: | Kuvvetlendiren, artıran sebepler. Cezâ hukukunda; cezâyı ağırlaştıran kanuni veya takdiri sebepler. (Esbâb-ı muhaffifenin zıddıdır.) |
| ESLİHA-İ CEDİDE: | Yeni silâhlar. |
| EVCA-İ ŞEDİDE: | Şiddetli ağrılar. |
| FÂKA-İ ŞEDİDE: | şiddetli ihtiyaç. |
| FELAKETDİDE: | Felakete düşmüş. Felâket görmüş olan. |
| FÂKA-İ ŞEDİDE: | Şiddetli ihtiyaç. |
| GADRDÎDE: | f. Gadir görmüş, kendisine haksızlık edilmiş olan. |
| GAMM-DÎDE: | Kederli, tasalı, gamlı, hüzünlü. |
| GENDİDE: | Kokmuş. |
| GERDÎDE: | f. Tavır ve hâlleri değişmiş. |
| HAB-DİDE: | f. "Rüya görmüş." Büluğa ermiş genç. |
| HABNADİDE: | (Hâb-nâdide) f. Büluğa ermemiş çocuk. Erginlik çağına gelmemiş erkek veya kız. |
| HASAR-DİDE: | f. Zarara uğramış, hasar görmüş. |
| HAZANDİDE: | f. Güz mevsimini görmüş, yaprakları sararmış solmuş. |
| HEREMDÎDE: | f. Yaşlanmış, kocamış, ihtiyarlamış. |
| HURUF-U ŞEDİDE: | (Bak: şiddet) |
| HURUF-U ŞEDİDE: | (Bak: Şiddet) |
| İHSANDİDE: | (C.: İhsandidegân) f. İhsan görmüş, bağış almış. Birinin lütfunu görmüş, minnettar. |
| İHSAN-DİDEGÂN: | (İhsandide. C.) İyilik görmüş olanlar, bahşiş almış kimseler, minnettar bulunanlar. |
| KÂRDİDE: | (C.: Kâr-didegân) f. Uyanık, tecrübeli, iş bilir, görgülü. |
| KENDİDE: | f. Kokmuş. |
| KİRDİDE: | (C.: Kerâdid) Bir miktar toplanmış hurma. * Sepet dibinde geri kalan hurma. |
| LÜTUF-DİDE: | Lütuf görmüş. |
| MİHNETDİDE: | f. Musibete uğramış. Keder ve mihnet görmüş. |
| MİNNETDİDE: | f. Minnet ve iyilik görmüş. |
| MÜDDET-İ MEDİDE: | Uzun zaman, uzun müddet. |
| NA-DİDE: | f. Az bulunur, çok değerli. Az görülen, görülmemiş. |
| NEM-İ DİDE: | Göz yaşı. |
| NEMİDİDEM: | Görmüyorum. |
| PESENDİDE: | f. Beğenilmiş, seçilmiş, müntehab. |
| RENDİDE: | f. Rendelenmiş, ufalanmış. |
| SADİDEL: | Yaprağı katmerli olan gül. |
| SA'KA-İ ŞEDİDE: | Şiddetli baygınlık. |
| SAL-DİDE: | f. Yaşlı, ihtiyar. * Tecrübeli, gün görmüş. |
| SAVABDİDE: | f. Doğru ve haklı görülmüş. Beğenilmiş. |
| SERMA-DİDE: | f. Çok üşümüş. Donmuş. |
| SİTEM-DİDE: | (C.: Sitemdidegân) Zulme uğramış, haksızlık görmüş. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| DİDE-BÂN : | Gözcü, bekçi, nöbetçi. |
| DİDA' : | Devenin şiddetle yelmesi ve sıçraması. * Ay sonu. |
| Dİ : | f. Dün, dünkü gün, bugünden bir evvelki gün. |