| Kelime | Anlam |
|---|
| DİLE: | f. Dil, gönül, kalb yürek. Gönül sahibi. |
| DİLEKÇE: | (Bak: İstida) |
| İçerisinde 'DİLE' geçenler |
|---|
| ABÂDİLE: | Abdullah isimliler. |
| ABÂDİLE-İ SEB'A: | Meşhur olan yedi Abdullah isimli sahabe-i kiram (R.A.) (Abdullah İbn-i Abbas, Abdullah İbn-i Ömer, Abdullah İbn-i Mes'ud, Abdullah İbn-i Ravâha, Abdullah İbn-i Selam, Abdullah bin Amr bin As, Abdullah bin ebi Evfâ (R.A.) (Asr-ı saadette Abdullah ismiyle anılan ikiyüz yirmi sahabe-i kiram hazerâtı vardı.) |
| BADİLE: | (C.: Bâdil) Koltukla meme arasında olan et. |
| BEYYİNE-İ ÂDİLE: | Huk: Adaletli kimselerin şehadetleri. |
| CEDİLE: | Kabile. * Nâhiye. * Kuş kafesi. |
| DİLEKÇE: | (Bak: İstida) |
| HADÎLE: | Çayır, çimen. |
| HÜKÛMET-İ ÂDİLE: | Âdil hükümet. |
| MÜCADİLE SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 58. Suresi olup Kad-semi' ve Sure-i Zıhâr da denilmiştir. |
| TEBDİLEN: | Değiştirerek. Tağyir ederek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| DİLEKÇE : | (Bak: İstida) |
| DİL : | t. Lisan, zeban. * Ağızdaki tat alma duygusu ve konuşma uzvu. * İnsanların konuştukları lehçelerin her birisi. Lügat. * Muhtelif âlât ve edevâtın uzunca ve yassı, ekseriya oynak kısımları. * Coğ: Denizin içine uzanmış üstü düz mumluk, uzunca kara parçası. * Mc: Gıybet, mezemmet, dedi-kodu, çekiştirme.(İnsanın yüz cihazatından birtek cihazı olan lisanı; bir et parçası iken, iki büyük vazifesiyle yüzer hikmetlere, neticelere, meyvelere, fâidelere âlet oluyor.. Taamların zevkindeki vazifesi, ayrı ayrı bütün tatları bilerek cesede, mideye haber vermek ve rahmet-i İlâhiyyenin matbahlarına dikkatli bir müfettiş olmak ve kelimeler vazifesinde kalbe ve ruha ve dimağa tam bir tercüman ve santral olmak; elbette gayet parlak ve kat'i bir surette ihatalı ilme delâlet ve şehadet eder. Birtek dil, hikmetleri ve meyveleriyle böyle delâlet etse; hadsiz lisanlar ve hadsiz zihayatlar, nihayetsiz masnuat, güneş zuhurunda ve gündüz kat'iyetinde nihayetsiz bir ilme delâlet ve şehadet ve Allâm-ül Guyub'un daire-i ilminden ve hikmetinden ve meşietinden hariç hiçbirşey yoktur diye ilân ederler. ş.) |
| Dİ : | f. Dün, dünkü gün, bugünden bir evvelki gün. |