| Kelime | Anlam |
|---|
| DİME: | (C.: Diyem) Gündüz veya gecenin üçte biri miktarı ile tam gün kadar sürebilen, gürleme ve yıldırımı, olmayan yağmur. |
| DİMEN: | Süprüntülükler. Mezbele. Gübre. Fışkı. |
| İçerisinde 'DİME' geçenler |
|---|
| BENDİME: | f. Elbise yakasına ve kollarına açılan küçük delik. * Düğme, ilik. |
| DEMEŞK (DİMEŞK): | Şam şehri. * Yürüğen kuvvetli, seri deve. |
| DİMEN: | Süprüntülükler. Mezbele. Gübre. Fışkı. |
| EZMİNE-İ KADİME: | Eski zamanlar. |
| HADİME: | (Hâdim. den) Kadın hizmetçi. |
| HADÎME: | Su içinde eriyince pişmiş olan buğday. |
| HEYÂKİL-İ KADÎME: | Eski heykeller. |
| HÜKEMÂ-İ KADİME: | Eski filozoflar. |
| KADİME: | Ordunun ileri karakolu. * Kuşun kanadının ön tarafındaki uzun tüyleri. |
| KADÎMEN: | Eskiden beri. Kadim olarak. |
| MUKADDİME: | Evvel gelen. Öne geçen. Her şeyin evveli. * Bir kitapta asıl maksada başlamadan evvel kitapda olan bahisler hakkında ve kitabın muhteviyatına dâir yazılan makale, önsöz. * Alın. Nâsiye. Alındaki perçem. |
| MUKADDİME-İ KÜBRÂ: | Büyük başlangıç. |
| NEDİME: | Kadın nedim. * Zengin veya şerefli, itibarlı bir kadının arkadaşı. |
| TAKDİME: | (C.: Tekadim) Kendisinden üstün kişiye sunulan armağan, hediye. * Takdim. |
| TAKDİMEN: | Takdim ederek, öne geçirerek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| DİMEN : | Süprüntülükler. Mezbele. Gübre. Fışkı. |
| DİM : | f. Yüz, yanak, çehre, surat. |
| Dİ : | f. Dün, dünkü gün, bugünden bir evvelki gün. |