Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| DAĞDAR-I TEESSÜF: | Çok acı olup, teessüf edilen. |
| İçerisinde 'DAĞDAR-I TEESSÜF' geçenler | |
| İçerisinde 'DAĞDAR-I TEESSÜF' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| DAĞDAR-I TEESSÜF : | Çok acı olup, teessüf edilen. |
| DAĞDAR : | f. Pek acıklı, üzüntülü. * Gönlü yaralı. * Kızgın demirle nişan vurulu. Damgalı. (Milletimde ihtilâf u tefrika endişesi Kûşe-i kabrimde hattâ bi-karar eyler beni, İttihadken savlet-i a'dâyı def'a çâremiz, ittihad etmezse millet, dağdar eyler beni.) Yavuz Sultan Selim Hân. |
| DAĞDAĞA : | Gürültü. Iztırab. Boş yere telâş ve zorluklar. * Tereddüt etmek, karar verememek. * Gıcıklamak. |
| DA' : | Arabçada "bırak" mânasına emirdir. Meselâ: |