| Kelime | Anlam |
|---|
| DANE: | f. Tohum, çekirdek. Kurşun, gülle, tâne. |
| DANE: | (Diyn. den) "İtaat etti. İtaatli oldu, boyun eğdi, aziz oldu" mânasında fiil. |
| DANENDE: | f. Bilgin, bilen, Haberli. |
| İçerisinde 'DANE' geçenler |
|---|
| ABİDANE: | f. Kul olarak, ibâdet edene yakışır surette. |
| AYDANE: | Uzun hurma ağacı. |
| BARİDANE: | f. Soğukça. |
| BEDANET: | Yağlı, besili olma. Semizlik. |
| BEYDANE: | (C.: Beydânât) Yabani dişi eşek. |
| BİDANET: | Semizlik, besililik, yoğunluk. |
| CANDANE: | f. Tepe ile alın arasındaki yer, bıngıldak. Beyin. |
| CÂVİDÂNE: | f. Câvidân, ebedi, sonsuza âit, sonsuza müteallik. |
| DANENDE: | f. Bilgin, bilen, Haberli. |
| DENDANE: | f. Diş tanesi. * Çark vesaire dişi. |
| DÜR-DANE: | f. İnci tanesi. * Mc: Çok güzel ve sevimli çocuk. |
| DÜRR-DANE: | (Bak: Dürdâne) |
| DÜZDÂNE: | f. Hırsız gibi, hırsıza yakışır şekilde, hırsızca. |
| FERZENDÂNE: | Evlâd gibi. Evlâda yakışır surette. |
| GAYRET-İ MERDANE: | Mertçesine gayret. |
| HÂCET-MENDÂNE: | f. Muhtaçcasına, ihtiyaçlı olarak. |
| HADANE: | Çocuk beslemek. |
| HAMİYET-MENDÂNE: | f. Hamiyetlicesine. Hamiyetli olan bir kimseye yakışacak şekil ve surette. |
| HÂSİDANE: | f. Kıskanarak, kıskançlıkla. Hased edercesine. |
| HASUDANE: | f. Kıskançlıkla, hasetçilikle, hasud olan kimseye benzer surette. |
| HEFT-DANE: | Aşure adı verilen bir cins tatlıyı yapmakta kullanılan yedi çeşit tahıl. |
| HIDANE: | (Bak: Hızane) |
| HUDANEGERDE: | f. Allah göstermesin. |
| HURSENDANE: | f. Kanaatkârâne, tokgözlülükle. |
| HUŞMENDÂNE: | f. Akıllıca, aklı başında olarak. |
| İDANE: | (Deyn. den) Borç, ödünç verme, ikrâz. |
| İDANETEN: | Borç olarak, ödünç olarak, idane suretiyle. |
| İHLAS-MENDANE: | f. Temiz yürekli kimseye yakışır şekilde, ihlaslı kişiye uygun tarzda. |
| İSTİDANE: | (Deyn. den) Borç alma, alınma. Ödünç alma. |
| LÂKAYDANE: | Kayıtsız ve alâkasızca. Mühimsemiyerek. |
| LEVENDÂNE: | f. Leventçesine, hızla, süratle. |
| LÜDANE: | Yumuşaklık. |
| MAHUDANE: | Bir ot adı. |
| MERDANE: | f. Erkekçesine. Merdcesine. Er'e yakışır surette. * Matbaada baskı, baskı makinelerinde ve ofset makinelerinde ise plâteye değerek mürekkeb vermek; ve toprağı bastırmak gibi çeşitli işlerde kullanılan silindir. * Yufka açmağa yarıyan oklava. * Erkek ayakkabısı. |
| MERDANEGÎ: | f. Cesurluk, yiğitlik, merdlik, erkeklik. |
| MES'UDANE: | f. İman ehline, bahtiyar olana yakışır halde. Saadetlice. Cenab-ı Hakk'ın emrine, rızasına uygun şekilde. Sevinçli ve ferahlıkla. |
| MİDANEM: | f. Biliyorum. |
| MUKALLİDÂNE: | f. Benzetmeğe, taklide özenircesine. Taklid edercesine. Benzemeğe çalışırcasına. |
| MUTARASSIDÂNE: | f. Tarassud edene yakışır şekilde. |
| MUTEMİDÂNE: | f. Bağlanarak, güvenerek. İtimâd etmek sureti ile. |
| MUVAHHİDÂNE: | f. Muvahhide yakışır surette. |
| MÜCAHİDANE: | f. Mücahid bir kimseye yakışır suret ve şekilde. |
| MÜCEDDİDANE: | f. Müceddide yakışır surette. Yenilik yapana yakışır şekilde. |
| MUCİDDÂNE: | f. Büyük bir çalışkanlıkla. Gayret sahibi bir kimseye yakışır suret ve şekilde. |
| MÜFSİDÂNE: | f. İfsad etmek suretiyle. Nifak meydana getirmekle. Fesadlıkla. Ara bozuculukla. |
| MÜLHİDÂNE: | f. Dinsizce, imansızca. Mülhid olan bir kimseye yakışır şekil ve surette. |
| MÜRİDÂNE: | f. Tarikata girmiş gibi. Aşk ve incizabla istiyerek, mürid gibi dua ederek. |
| MÜRŞİDÂNE: | Mürşid olan kimseye yakışır şekilde. |
| MÜSTEBİDÂNE: | f. İstibdat yaparak, müstebitçe. |
| MÜSTEFİDANE: | f. Faydalanarak, istifade ederek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| DANENDE : | f. Bilgin, bilen, Haberli. |
| DAN : | Arabca, Farsça veya bazı Türkçe kelimelerin sonuna takılarak, âlet ismi veya sıfat yapılır. Meselâ: Ateş-dan $ : Mangal. Cüz-dan $ : Cüz kabı, çanta. |
| DA' : | Arabçada "bırak" mânasına emirdir. Meselâ: |