Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| DEHR: | Zaman, çok uzun zaman, ebedi. Bin yıllık zaman. Dünya. |
| DEHR-İ FÂNİ: | Fâni dünya, geçici dünya. |
| DEHR SURESİ: | Kur'ân-ı Kerim'in 76. suresi olup Sure-i İnsan, Ebrar, Emşac, Hel Etâ Suresi de denir. |
| DEHRE: | f. (Dahra) Testere gibi dişli ve eğri budama âleti. Bağ budamak için kullanılan testere gibi dişli olan bıçak. |
| DEHRÎ: | Dehr ve zamana dair ve müteallik. DEHRİYE : Devre ait. Zamana dair ve müteallik. Âlemin ezelî ve ebedîliğini iddia edip âhirete inanmıyan münkir ve imansız bir fırka. |
| DEHRİYYUN: | (Dehrî. C.) Dehriye fırkasından olanlar.DEHS (Dehâs) : İçine ayak batan yumuşak yer. |
| İçerisinde 'DEHR' geçenler | |
| BENÂT-ÜD DEHR: | Âfetler. * Zahmetler. |
| DEHR-İ FÂNİ: | Fâni dünya, geçici dünya. |
| DEHR SURESİ: | Kur'ân-ı Kerim'in 76. suresi olup Sure-i İnsan, Ebrar, Emşac, Hel Etâ Suresi de denir. |
| DEHRE: | f. (Dahra) Testere gibi dişli ve eğri budama âleti. Bağ budamak için kullanılan testere gibi dişli olan bıçak. |
| DEHRÎ: | Dehr ve zamana dair ve müteallik. DEHRİYE : Devre ait. Zamana dair ve müteallik. * Âlemin ezelî ve ebedîliğini iddia edip âhirete inanmıyan münkir ve imansız bir fırka. |
| DEHRİYYUN: | (Dehrî. C.) Dehriye fırkasından olanlar.DEHS (Dehâs) : İçine ayak batan yumuşak yer. |
| EÂCİB-İ DEHR: | Dünyanın ve zamanın çok şaşılacak yerleri, şeyleri. |
| KAHR-I DEHR: | Dünyânın ve zamanın kahrı. |
| SAVARİF-İ DEHR: | Dünya değişiklikleri. |
| SAVM-I DEHR: | Aralıksız, bir sene mütemadiyen nehyedilen bayram günlerinde dahi iftar edilmeksizin oruç tutmağa denir. Bu nevi oruç bayram günleri tutulmazsa câizdir. |
| TEDEHRÜC: | Yuvarlanmak. |
| VAHÎD-ÜD DEHR: | (Vahîd-üz zaman) Zamanın, devrin eşi bulunmaz tek insanı. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| DEHR-İ FÂNİ : | Fâni dünya, geçici dünya. |
| DEH : | f. İyi hoş. Lâtif, güzel. * Tabur. * Saf. |
| DEAİM : | (Dıâme. C.) Destekler, payandalar, direkler. |