Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| DEME: | f. Ateş körüğü. |
| DEMEKMEK: | Katı, şedid. Çok kuvvetli kimse. |
| DEMENDAN: | f. Cehennem. Ateş, nar. |
| DEMENDE: | f. Saldırıp kükreyen. Üfleyen. |
| DEMES: | (C.: Dimâs) Yumuşak kumlu yer. |
| DEMEŞK (DİMEŞK): | Şam şehri. Yürüğen kuvvetli, seri deve. |
| DEMEVÎ: | Kana dâir, kana mensub ve müteallik. Mc: Asabi, sinirli. Kanın çokluğu sebebi ile hâsıl olan mizaç. |
| İçerisinde 'DEME' geçenler | |
| CEDEME: | (C.: Cüdem) Yaramaz dişi koyun. * Kısa boylu erkek. |
| CEMAAT-İ HADEME-İ EHL-İ HİREF: | Tar: Saray işlerini yapmakla vazifelendirilmiş sanatkârlar zümresi. |
| DEMDEME: | f. Hiddetli söz. Avâz. Hoşa gitmeyen sesler. * Sinek vızıltısı. * Öğütmek. Sürte sürte ezmek. * Azab vermek, eziyet etmek. * Hile. * Davul. * şöhret, nam, ün. |
| DEMEKMEK: | Katı, şedid. * Çok kuvvetli kimse. |
| DEMENDAN: | f. Cehennem. * Ateş, nar. |
| DEMENDE: | f. Saldırıp kükreyen. * Üfleyen. |
| DEMES: | (C.: Dimâs) Yumuşak kumlu yer. |
| DEMEŞK (DİMEŞK): | Şam şehri. * Yürüğen kuvvetli, seri deve. |
| DEMEVÎ: | Kana dâir, kana mensub ve müteallik. * Mc: Asabi, sinirli. Kanın çokluğu sebebi ile hâsıl olan mizaç. |
| EDEME: | Derinin iç yüzü. (Dış yüzüne "beşere" derler.) |
| ENDEME: | f. Mazideki sıkıntıları hatırlama, geçmişdeki ıztırabları tahattur etme. |
| GENDEME: | f. Siğil. |
| HADEME: | Hizmetçiler, hâdimler. * (C.: Hıdâm) Halhal. * Devenin ayağını bağladıkları kayış. |
| HANDEMEŞHUN: | f. Devamlı gülen. Çok gülen. |
| HENDEME: | Bir şeyi yerli yerince yapmak. |
| İLTİHAB-I EDEME: | Tıb: Cildin iltihablanarak katılaşması. |
| KADEME: | Derece, sıra. * Merdiven basamağı. |
| KADEME-İ ULÂDA: | İlk basamakta. Başlangıçta. |
| KADEME KADEME: | Basamak basamak, derece derece. |
| KEDEME: | Hareket. |
| KERDEME: | Kısa düşman. |
| KIDEMEN: | Kıdemce, kıdem yoluyla. |
| MENDEME: | Pişman olma. Nedâmet etmek. * Pişman olacak yer. |
| MUHADEME: | Hizmet etmek. |
| MUKADDEME: | İlk söz. Başlangıç. * Önde gelen. Medhal. Giriş. * Man: İki kaziyeden ibaret olan sözün evvelki kaziyesi. |
| MUKADDEME-İ İSTİSNAİYE: | Man: İçinde istisnâ edatı olan evvelki kaziye. "Eğer güneş doğarsa gündüz olacak. Güneş doğmuştur." kaziyelerinde: "Eğer güneş doğarsa" kaziyesi Mukaddeme-i istisnâiyedir. |
| MUSADEME: | İki şeyin birbiriyle çarpışması. Çarpışmak. Vuruşmak. |
| MÜNADEMET: | (Nedm. den) Nedimlik etme. Bir arada bulunup konuşma. |
| MÜSADEME: | (C.: Müsademat) Vuruşma, birbirine çarpma. * Silâhlı çarpışma. |
| MÜSADEME-İ EFKÂR: | Fikirlerin çarpışması, muhtelif fikirlerin birbirine karşı söylenişi. |
| MÜVADEME: | Mülâzemet, uygunluk, muvâfakat. |
| TERTİBÂT-I MUKADDEME: | Başlangıçtaki sıralamalar, tertib ve düzenler. |
| ZERDEME: | Yutacak yer. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| DEMEKMEK : | Katı, şedid. * Çok kuvvetli kimse. |
| DEM' : | Göz yaşı. Sürurdan veya keder sebebiyle ağlama neticesi gelen göz yaşı. |
| DEAİM : | (Dıâme. C.) Destekler, payandalar, direkler. |