Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| DEREM: | f. Akçe, para. |
| DEREM: | Baldır etli olduğundan dolayı topuğun görünmeyip belirsiz olması ve sâir kemiklerin etlilikten belirmeyip örtülmesi. Ağızdan dişlerin dökülüp yerini et bürüyüp belirsiz olması. Davarın yavaş yürüyüp adımlarını birbirine yakın atması. |
| DEREMAN: | Kişinin adımlarının birbirine yakın olması. (O kimseye "dârim" derler). |
| DEREM-GÜZİN: | f. Sarraf. |
| DEREM-SERA: | f. Para basılan yer. |
| İçerisinde 'DEREM' geçenler | |
| DEREMAN: | Kişinin adımlarının birbirine yakın olması. (O kimseye "dârim" derler). |
| DEREM-GÜZİN: | f. Sarraf. |
| DEREM-SERA: | f. Para basılan yer. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| DEREMAN : | Kişinin adımlarının birbirine yakın olması. (O kimseye "dârim" derler). |
| DEREBEYİ : | Ortaçağda kendi arazisi içindeki insanlara istedikleri gibi hükmeden, devamlı olarak birbirleriyle savaşan geniş toprak sahiplerinden her biri. * Mc: Asi, zorba. |
| DERA : | f. Çan, çıngırak. |
| DEAİM : | (Dıâme. C.) Destekler, payandalar, direkler. |