Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| DERR: | İyi iş. İyilik. Mahz-ı hayır. Zat, kimse. Hod. Nefs. Bir kimsenin zâtı. Yüzün tazeliğinin, teravetinin hastalıktan dolayı gitmesinden sonra, iyi olup düzelmesi. |
| DERRACE: | Eskiden kullanılan bir çeşit harb âletidir ki, üstü sığır derisi ile örtülü olup, tekerlekleri içinde dönerdi. Bisiklet. |
| DERRAK: | (Derk. den) Çok dikkatli olan, çabuk anlayan, anlayışlı, müdrik. |
| DERRAR: | Yün eğerdikleri iğ. |
| İçerisinde 'DERR' geçenler | |
| AHDERRÎ: | Yabani eşek. |
| DERRACE: | Eskiden kullanılan bir çeşit harb âletidir ki, üstü sığır derisi ile örtülü olup, tekerlekleri içinde dönerdi. * Bisiklet. |
| DERRAK: | (Derk. den) Çok dikkatli olan, çabuk anlayan, anlayışlı, müdrik. |
| DERRAR: | Yün eğerdikleri iğ. |
| İÇ İL MÜDERRİSLERİ: | t. İstanbul, Edirne ve Bursa'da ve bunlara bağlı yerlerde 150'şer akça ve daha fazla yevmiyeleri olan medrese müderrisleri. |
| KEVKEB-İ DERRÎ: | Parlak yıldız. |
| MÜDERREB: | Mutad olunmuş, alışılmış. |
| MÜDERRİS: | Ders veren. Ders okutan. Muallim. İlim talebelerine ders veren. Ders vermeğe izinli ve salâhiyetli olan kimse. Profesör. |
| MÜDERRİSÎN: | (Müderrisûn) (Müderris. C.) Müderrisler. Muallimler. Profesörler. |
| MÜTEDERRİ': | Zırh giyen, zırhlanan. |
| MÜTEDERRİC: | Derece derece ilerleyen. Hareket eden. |
| MÜTEDERRİS: | Ders alan. Okuyan. Tahsile çalışan. |
| TEDERRU': | Zırhlanma. Zırh giyme. |
| TEDERRÜ': | Birbirine muhâlefet etmek, birbirine karşı gelmek. |
| TEDERRÜB: | Alışma, ülfet peydâ etmek. |
| TEDERRÜC: | (Derece. den) Derece derece, adım adım ilerleme. * Dürrâce benzer bir kuş. |
| TEDERRÜN: | Bir organın, bir uzvun şişmesi. |
| TEDERRÜS: | (C.: Tederrüsât) Ders alma, okuyup öğrenme. |
| TEDERRÜSÂT: | (Tederrüs. C.) Ders almalar. Okuyup öğrenmeler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| DERRACE : | Eskiden kullanılan bir çeşit harb âletidir ki, üstü sığır derisi ile örtülü olup, tekerlekleri içinde dönerdi. * Bisiklet. |
| DERA : | f. Çan, çıngırak. |
| DEAİM : | (Dıâme. C.) Destekler, payandalar, direkler. |