Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
DEVA: İlâç, çare. Hastalığın iyi olmasına sebeb olan gıda.
DEVABB: (Dabbe. C.) Binek hayvanları. Hayvanlar.
Yürüyenler.
DEVAC: f. Üste örtünecek şey. Yorgan.
DEVADAR: f. Devâlı, devâ verici, iyileştiren.
DEVAHİ: (Dâhiye. C.) Büyük belâler. Afetler. Kazâlar.
Çok üstün zekâ sahipleri.
DEVAHİL: (Dâhile. C.) İçler, batınlar.
DEVAHİN: (Dâhine. C.) Duman çıkaran bacalar.
DEVAÎ: (Devâiye) İlâç cinsinden. İlâca âit ve müteallik. Devaya dâir.
DEVAİ: (Dâiye. C.) Batından, içten gelen bir duyguyu teşvik edici hâlât.
DEVAİR: (Dâire. C.) Daireler. Resmî işlerin görüldüğü yerler.
DEVAİR-İ ASKERİYE: Askerî daireler.
DEVAİR-İ DEVLET: Devlet daireleri.
DEVAİR-İ MÜTEDAHİLE: İç içe daireler.
DEVAİR-İ RESMİYE: Resmî daireler.
DEVALÜASYON: Fr. Paranın değerinin düşürülmesi.
DEVAM: Bir halde bulunma, sürekli olma, daimîlik.
Bir işe veya bir memuriyete gidip gelme.
Sebat.
DEVAN: f. Hızlı yürüyen, koşan, seğirten.
DEVA NA-PEZİR: Devâsı bulunmaz hastalık.
DEVANİK: (Dânık. C.) Bir dirhemin dörtde birleri.
DEVAR: Baş dönmesi hastalığı.
DEVARİ': (Dır. C.) Zırhlar. Zırhlılar. Zırhlı gemiler.
DEVA-SAZ: f. Çâre bulan, ilâç tertip eden.
DEVAT: (C.: Devâyât) Divit.
DEVAVİN: (Divân. C.) Divânlar, eski şairlerin şiirlerini topladıkları kitablar.
İçerisinde 'DEVA' geçenler
ADEVÂN (ADV): Sür'atle koşmak.
ALE-D-DEVAM: Devamı üzere. Devamlı olarak.
ALÎK-ÜD-DEVÂB: Yem torbası.
BERDEVAM: f. Devam üzere. Devamlı sürüp giden.
DEVABB: (Dabbe. C.) Binek hayvanları. Hayvanlar. * Yürüyenler.
DEVAC: f. Üste örtünecek şey. Yorgan.
DEVADAR: f. Devâlı, devâ verici, iyileştiren.
DEVAHİ: (Dâhiye. C.) Büyük belâler. Afetler. Kazâlar. * Çok üstün zekâ sahipleri.
DEVAHİL: (Dâhile. C.) İçler, batınlar.
DEVAHİN: (Dâhine. C.) Duman çıkaran bacalar.
DEVAÎ: (Devâiye) İlâç cinsinden. İlâca âit ve müteallik. Devaya dâir.
DEVAİ: (Dâiye. C.) Batından, içten gelen bir duyguyu teşvik edici hâlât.
DEVAİR: (Dâire. C.) Daireler. Resmî işlerin görüldüğü yerler.
DEVAİR-İ ASKERİYE: Askerî daireler.
DEVAİR-İ DEVLET: Devlet daireleri.
DEVAİR-İ MÜTEDAHİLE: İç içe daireler.
DEVAİR-İ RESMİYE: Resmî daireler.
DEVALÜASYON: Fr. Paranın değerinin düşürülmesi.
DEVAM: Bir halde bulunma, sürekli olma, daimîlik. * Bir işe veya bir memuriyete gidip gelme. * Sebat.
DEVAN: f. Hızlı yürüyen, koşan, seğirten.
DEVA NA-PEZİR: Devâsı bulunmaz hastalık.
DEVANİK: (Dânık. C.) Bir dirhemin dörtde birleri.
DEVAR: Baş dönmesi hastalığı.
DEVARİ': (Dır. C.) Zırhlar. Zırhlılar. Zırhlı gemiler.
DEVA-SAZ: f. Çâre bulan, ilâç tertip eden.
DEVAT: (C.: Devâyât) Divit.
DEVAVİN: (Divân. C.) Divânlar, eski şairlerin şiirlerini topladıkları kitablar.
EDEVAT: (Edat. C.) Aletler. Takımlar, parçalar. * Gr. Fiil veya isimlere eklenen küçük kelime veya harfler. Edatlar.
EDEVAT-I KİTABET: Yazı vasıtaları.
HURDEVAT: f. Kırık dökük, eski püskü şeyler, öteberi. Hırdavat.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
DEVABB : (Dabbe. C.) Binek hayvanları. Hayvanlar. * Yürüyenler.
DEV : şeytan, ifrit, cin.DE'V : Aldatmak, hud'a.
DEAİM : (Dıâme. C.) Destekler, payandalar, direkler.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...