Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EŞA: (C.: Âşâ) Hurma ağacının küçüğü.
EŞAİM: (Eş'em. C.) En şomlar, en uğursuzlar.
EŞAİRE: (Eş'ari. C.) Dinde meşhur imam Eb-ul-Hasan-ül-Eş'arî'ye bağlı olan sünnet ehlinin bir kısmı.
EŞAKK: Meşakkatli, zahmetli.
EŞAM: f. Ölmiyecek kadar az olan yiyecek ve içecek şeyler, kut-i lâyemut.
EŞAVİZ: Halk. Millet. Nâs.
EŞAKK: Meşakkatli, zahmetli.
EŞAM: f. Ölmiyecek kadar az olan yiyecek ve içecek şeyler, kut-i lâyemut.
İçerisinde 'EŞA' geçenler
BEŞAAT: Kabahat, suç. * Yiyecek ve içeceklerdeki acılık.
BEŞAHE: Çirkinlik.
BEŞALE: Harislik, hırslı olma.
BEŞAM: Hicaz'da yetişen bir cins ağaçtır ki, hoş kokuludur ve dallarından misvak yapılır.
BEŞANİKA: Boşnaklar.
BEŞARAT: (Beşaret. C.) Beşaretler. (Bak: Beşaret)
BEŞARE: (C.: Beşâir) Hüsn, güzellik, cemâl.
BEŞARET: (Doğrusu Bişârettir) Müjde. Sevindirici haber. Hayırlı haber. * Müjdeye verilen ihsan. * Yeni çıkan acib şey.
BEŞARET-ÂVER: Beşaret veren, müjdeci.
BEŞAŞ: (Beşeş, beşüş) Açık yüzlü. Güler yüzlü.
BEŞÂŞET: Güler yüzlülük. * Tazelik.
BEŞÂŞET: Güler yüzlülük. * Tazelik.
BEŞARET-ÂVER: Beşaret veren, müjdeci.
BEŞARE: (C.: Beşâir) Hüsn, güzellik, cemâl.
BEŞARAT: (Beşaret. C.) Beşaretler. (Bak: Beşaret)
BEŞAHE: Çirkinlik.
CEŞA': Çok hırslı olmak.
CEYEŞAN: Kaynamak. * Hışm etmek.
EŞAİM: (Eş'em. C.) En şomlar, en uğursuzlar.
EŞAİRE: (Eş'ari. C.) Dinde meşhur imam Eb-ul-Hasan-ül-Eş'arî'ye bağlı olan sünnet ehlinin bir kısmı.
EŞAKK: Meşakkatli, zahmetli.
EŞAM: f. Ölmiyecek kadar az olan yiyecek ve içecek şeyler, kut-i lâyemut.
EŞAVİZ: Halk. Millet. Nâs.
EŞAKK: Meşakkatli, zahmetli.
EŞAM: f. Ölmiyecek kadar az olan yiyecek ve içecek şeyler, kut-i lâyemut.
FEŞAFEŞ: f. Hışıltı. * Atılan okun, havada giderken çıkardığı ses.
FEŞAK: Sürur, neşe, sevinç, neşat.
FEŞAN: f. Saçma. Neşretme. * Yayıcı. Serpici olan.
FEŞAR: f. Sıkıcı. Sıkan. Sıkıp suyunu çıkaran.
FEŞAK: Sürur, neşe, sevinç, neşat.
ÇEŞAN: f. Topuz, gürz.
ÇEŞAN: f. Topuz, gürz.
GİRYE-FEŞAN: f. Acıklı acıklı ağlayan, gözyaşı saçan.
GÜLFEŞAN: f. Gül saçan, gül dağıtan.
HANDEFEŞAN: f. Gülümsemeler dağıtan, gülmeler saçan.
HASRET-KEŞANE: f. Hasret çekene yakışır surette. Özleyenler gibi.
HEŞAŞ (HEŞUŞ): Açık yüzlü şen yeynicek kişi. * Sağan kimseye sevip sütünü veren koyun.
HEŞAŞE(T): Şâdlık, hafiflik, irtiyah. * Gevreklik.
HİKMET-FEŞAN: f. Hikmet neşreden, hikmet yayan.
HUKEŞAN: f. Tar: Hacı Bektaş şeyhinin Yeniçeri Ocağı nezdindeki vekiline mahsus doksandokuzuncu ortaya 1591 senesinde tâyin olunan Bektaşi müritleri hakkında kullanılır bir tâbirdi. Yeniçeri ocağından yiyip içen ve yeniçeri odalarında yatıp kalkan bu duacıların vazifeleri sabah akşam ordunun selâmet ve muvaffakiyetine dua etmekti. Bunun haricinde merasim esnasında bunlardan sekiz tanesi, yeniçeri ağasının atının önünde yeşil çuha üst elbiseleriyle iki yumruğunu mideleri üstüne bastırarak yürürlerdi. Bu sekiz bektaşiden en kıdemlisi yüksek sesle "Kerim Allah" der, diğerleri de "Hu" diye mukabele ederlerdi. Bundan dolayı bunlara Hukeşan denilmiştir. (O.T.D.S.)
HUNFEŞAN: f. Kan saçan, kan serpen.
HÜKEMÂ-İ MEŞAİYYUN: Aristo felsefesi yolunda olan ve derslerini gezerek veren meşaiyyun filozofları. (Bak: Meşşâiyyun)
HUNFEŞAN: f. Kan saçan, kan serpen.
İBRETFEŞAN: f. İbret dağıtan, çok mühim ders verici hâdise.
İFRAT-I NEŞAT: Sevinç coşkunluğu, sevinçten dolayı çoşma.
KATREFEŞAN: f. Damla saçan.
KEHKEŞAN: f. Samanyolu. Saman uğrusu. (Gökte sık yıldız ışıklarıyla hasıl olan yol biçimi uzayıp giden ışıklı manzara.)
KEŞAH: Bir hastalık. (İnsanın böğrüne vâki olur da dağlarlar.)
KEŞAKEŞ: f. Münâkaşa, çekişme. * Keder, hüzün, tasa, gam.* Sıkıntı, felâket, ıztırab. * Tereddüt, kararsızlık. * Pehlivanların birbirleriyle mücâdeleleri. * İki kişinin, bir şeyi birer uçlarından tutup, her birinin kendine doğru çekmesi.
KEŞAN: (Keş. C.) f. Çekenler, çekiciler. * Çeken, çekerek. Çeke çeke.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EŞAİM : (Eş'em. C.) En şomlar, en uğursuzlar.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...