Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| EŞME: | Kumsal yerde kaynayan pınar. |
| EŞMEL: | Daha şâmil. Çok şeyleri içine alan. Daha çok kaplamış. |
| İçerisinde 'EŞME' geçenler | |
| BEŞME: | f. Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan yollu kumaş. * İşlenmemiş ham deri. * Göz ilâcı. |
| EŞMEL: | Daha şâmil. Çok şeyleri içine alan. Daha çok kaplamış. |
| KEŞMEKEŞ: | f. Kararsızlık. Karışıklık. Tereddüd. Kavga. Çekişme. |
| MEŞMEŞİYE: | Tas: Âlem-i gaybdan veya âlem-i misalden bir âlem. Bazı evliyanın keşfen müşahede ettikleri bir yer. (Bak: Meşhudât) |
| SERÇEŞME: | (C.: Serçeşmegân) f. Çeşme başı, su başı. Pınar. * Pir, şeyh. Baş. * (Tanzimattan evvel) yardımcı askerlerin maddi işlerine bakan kimse. |
| VEŞME: | Yağmur tanesi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| EŞMEL : | Daha şâmil. Çok şeyleri içine alan. Daha çok kaplamış. |
| EŞMAT : | Saç ve sakallarına kır düşmüş olan. |
| EŞA : | (C.: Âşâ) Hurma ağacının küçüğü. |